KURBAN PARASI Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin cemaatine mensup bir vatandaş, Kurban kesme hususunda, ‘fetva mı takva mı?’ tereddüdü ile yaşadığı ibretlik hatırasını, kendi samimi ifadeleriyle şöyle anlatıyor; “Yıl 2010 ve Kurban Bayramı yaklaşıyordu. Evim kira ve üç evladım da okuyordu. Dört ayrı bankaya kredi borcum vardı. Nasıl olduysa 5 kredi kartımın ..
Category : MENKIBELER/HATIRALAR
İNÖNÜ DEVRİ ZULÜMLERİNDEN BİR HATIRA Bayburtlu Dede Paşa (k.s.) Hazretleri’nin torunu İbrahim Baştürk isimli bir zat Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri ile ilgili bir hatırasını şöyle anlatır: Yıl 1945-1946 yılları olup İbrahim Bey askerlik vazifesini yapmaktadır. Bir gün içinde bulunduğu askeri birliğe İsmet İnönü imzasıyla bir emir gelir. Bu emirde; ‘Süleyman Hilmi Tunahan ..
ÇOCUKLARLA SOHBET Nakşibendi yolunun büyüklerinden Muhammed Diyaüddin hazretleri zaman zaman çocukları başına toplar, onlarla sohbet ederdi. Yine böyle bir sohbetin ardından hanımı kendisine sordu: -Kurban, insan senin işine taaccüp ediyor, onlar daha küçük, sohbetten ne anlar? Muhammed Diyaüddin hazretleri şöyle cevap vermiş: -Onların bir şey anlamadıklarını ben de biliyorum, fakat benim ..
DÜNYALIK MI İSTERSİN, UKBALIK MI? Ali İhsan Tola Efendi, fakir ve saf kalpli bir kimseyi yanına alarak Üstad Bediüzzaman hazretlerinin yanına ziyarete gitmişti. Ziyaretleri sırasında bu fakir zat, Üstad hazretlerine; “Hocam bana himmet et!” diye talepte bulunmuş. Üstad hazretleri de kendisine :“Dünyalık mı istersin, ukbalık mı?” diye sorar. O da “Benim dünyada ..
RÜYADAKİ MAHKEME Bilâl Nadir Baba 1936 yılında zamanın zalim idaresi tarafından Giresun’a sürgüne gönderilmişti. Giresun’da sürgünde olan bir Müftü Efendi de vardı. Bilal Baba ona neden sürgün edildiğini sorduğunda Müftü Efendi, başından geçen hâdiseyi şöyle anlatır; Müftü’nün bulunduğu şehirdeki Belediye Reisi, mezarlığı kaldırıp yerine imara açmak ister. Fakat halk topluca bu işe ..
HAPİSHANE’YE GİREN KELEBEK Kerem Önder Hocaefendi Üstad Kadir Mısıroğlu’ndan naklen anlatıyor; 1974-1975 yıllarında Üstad Kadir Mısıroğlu, laiklik ilkesine muhalefet suçlarından, hapis cezası almış, Eskişehir’de Cezaevinde yatmaktaydı. Kadir Bey’e psikolojik eziyet olsun diye koskoca on iki kişilik bir koğuşu boşaltırlar ve tek başına hücre cezası gibi onu oraya koyarlar. Kadir Bey ..
HİLM VE ŞEFKATİN NETİCESİ Yazar Kadir Mısıroğlu’nun İstanbul’da İmamlık yapan bir bir komşusu vardı. Bu imam efendinin ise kötü ahlaklı, hırsızlık, esrar kullanma gibi bir sürü suça bulaşmış fasık bir oğlu vardı. Hatta imam efendi bu oğlunun yaptıklarından öyle bıkıp usanmıştı ki, Kadir Mısıroğlu’na poliste bir tanıdığı varsa, bir punduna getirip onu hapse ..
SARHOŞ SEYYİDİ HAKİR GÖREN ZAT Evliyadan bir zat, bir gün yatsı namazından çıktıktan sonra sokakta yürüyordu. Yolda giderken seyyidlerden yani, Peygamberimizin soyundan olan bir adamı, sarhoş bir vaziyette yerde yatarken gördü. Seyyid adamı o vaziyette görünce, hoşlanmayarak başını çevirdi ve yanından geçip gitti. O gece yattığı zaman bir rüya gördü. ..
ZALİM JANDARMA ASKERİ Pazarcıklı Vakkas adında bir mahkum, Bilal Nadir Baba (k.s.) hakkında, bizzat yaşadığı hatırasını şöyle anlatır; Gaziantep’in manevi dinamiklerinden olan Bilal Nadir Baba, cumhuriyetin ilk zamanlarının zulümlerinin, ortalığı kasıp kavurduğu bir zamanda Gaziantep’te tutuklanıp hapse konur. Bilal Baba hapse konunca herkes üzülür, suçu da namaz kılıp milleti azdırmaktır. Bilal ..
DERGAHA ADANAN KATIR Şeyh Muhammed Osman Siraceddin Hazretleri, babası Şeyh Muhammed Alaaddin Tavilî Hazretleri’nden naklen onun bir hatırasını şöyle anlatır: Gerco isimli bir köyde elli yaşında bir zat vardı. Bu adamın çocukları olmuyordu. Bu adam bir gün Şeyh Alaaddin’in dergahına gelerek, Allahu Teala’nın kendisine bir çocuk ihsan etmesi için dua etmesini rica ..
MURAT 124’ÜN HAVASI Cerrahi Tarikatı Büyüklerinden Şeyh Mustafa Özcan Hazretleri bir hatırasını şöyle anlatıyor; Özcan Efendi’nin henüz ilk dervişliğe yeni adım attığı zamanlar olup yıl 1985 yılıdır. Gençliğinin kanının kaynadığı, İslam’dan, Kur’an’dan pek bir haberi olmadığı zamanlardır. İstanbul’da Safer Efendi’ye intisap etmiştir ama, kendisi Balıkesir Susurluk’ta oturduğundan biraz rahat davranmaktadır. Onun ..
KADİR MISIROĞLU’NUN SIRLI ÇOCUKLUK HATIRASI Yazar Kadir Mısıroğlu çocukluğunda yaşadığı sırlı bir hatırasını şöyle anlatıyor; Üstad Kadir Mısıroğlu, çocukluğunda gayet cılız ve zayıf bir çocukmuş ve 4-5 yaşına kadar da bu sebeple yürüyememiş. Akranları koşup oynarken, o evde oturup duruyormuş. Bir gün evlerinin kapısına dilenci kılığında yaşlı bir zat gelmiş. Annesi ..
MUSTAFA DEDE’NİN RAVZA AŞKI Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır, Mahmud Sami Ramazanoğlu Efendi’nin torunu olup, Kuba Mescidi’nin yeniden inşası işini yürütmüş olan Yüksek Mimar ve Mühendis Mahmut Kirazoğlu’dan naklen anlatır; Yıl 1984 yıllarıdır. Medine’deki Kuba Mescidi’nin yeniden inşası sırasında, inşaatta çalışan Samsunlu Remzi adında bir işçi vardır. Bu işçi Mahmut Kirazoğlu ..
ÖLMEYEN PARMAK Mesut Demir Hocaefendi anlatıyor; İsmailağa Cemaati ihvanından Oktay adında bir sofi vardı. Oktay Bey’in hanımı da saliha bir hanım olup ikisi de geceleri kalkıp, gece ibadetlerini ve zikirlerini beraberce yaparlardı. Bir gece yine beraberce geceyi ihya ederken, Oktay Bey elindeki tesbih ile zikrini yapıyordu. Oktay Bey uzunca bir müddet ..
ZENGO’NUN EDEPSİZLİĞİ Şeyh İsmail Çetin Hocaefendi anlatır; İsmet İnönü’nün Başbakan olduğu, ağır bir zulüm ve istibdat yönetiminin hüküm sürdüğü yıllardır. Ninesi Hatice Hanım da, bu baskı ve zulümlerden kaçmak için, etrafıyla birlikte 1928 senesinde, Kele köyünde oturan Halil Ağa’nın himayesine girmişler. Orada kalırlarken, bir gün ninesi ibriğini alıp çeşmeye su doldurmaya ..
SULTAN AHMED’İN KURTULUŞU Hattat Muhammed Râsim Efendi şöyle anlatmıştır: “Cennetmekân III.Ahmed Hân’ın vefâtından sonra, şöyle bir rüya gördüm; Geniş bir sahrada orduyu hümâyûn kurulmuştu. Bir tepe üzerinde de sultanlara mahsûs bir çadır, çadırın etrâfında ise büyük bir kalabalık vardı. Kalabalıktan bir kişiye yaklaşıp, -Bu ordunun kumandanı kimdir?, diye sordum. O da, ..
HÜDHÜD KUŞU’NUN MARİFETİ Şeyh Muhammed Osman Siraceddin Hazretleri’nin sofisi Hacı Abdullah, mürşidinden naklen anlatır; Osman Siraceddin Hazretleri İran’da iken bir gün köye gider. O köyde Şeyh Hazretleri’nin sofileri bulunuyordu. Şeyh Hazretleri bir baktı ki, köyde bir tane çeşme var ve bunun bir yanında erkekler, bir yanında kadınlar, insanların etrafında da hayvanlar beklemektedir. ..
SON AMEL Mesut Demir Hocaefendi anlatıyor; İstanbul’daki Elmalı Barajı yakınındaki Şeyh Şamil Camii İmamı, her ikindi namazından sonra, oradaki cemaate bir Hadis kitabından hadisler okuyup okuduğu hadisin konusuna uygun kısa sohbetler yapıyordu. Yine bir gün yine ikindi namazı kılındı ve İmam Efendi, sohbete başladı. O arada bir adam arabasıyla camimin ..
DENİZE DÜŞEN YÜZÜK Kânûnî Sultan Süleyman , bir gün kayıkla Boğaz’da gezmeye çıkmıştı. Ortaköy hizâsına gelince kıyıya yanaşıp, bir adam göndererek Beşiktaşlı Yahyâ Efendiyi çağırttı. O da yanında bir ahbâbı ile gelip kayığa bindiler. Birlikte giderlerken, Yahyâ Efendinin ahbâbı, devamlı olarak Kânûnî’nin parmağında bulunan çok kıymetli bir yüzüğe bakıyor ve bu ..
MEVLİD’İN VELADET BAHSİNDE AYAĞA KALKMAYAN KADI Bursa’nın manevi dinamiklerinden olup Halvetî-Mısrî meşayihinden olan Ahmed Gazzî Efendi bir gün bir mevlid-i şerif merasimi tertip etmişti. Bu mevlid-i şerif merasimine zamanın Bursa Kadısı Mehmed Efendi de iştirak etmişti. Mevlid’i Şerif meclisinde hazır bulunan herkes, veladet yani doğum kısmı okunmaya başlayınca, Resulullah (s.a.v.)’e hürmeten ayağa ..
KÜFÜRBAZ EVLAT Adıyaman Menzil Köyü’nde Gavs-ı Sanî Seyyid Abdulbaki Hazretleri zamanında Cami hizmetlerine bakan Hacı Mesut anlatır; Bir gün Gavs-ı Sanî Hazretleri “Ya Rabbi ben pişmanım, bütün yapmış olduğum günahlardan….”, şeklinde başlayıp devam eden tövbe cümlelerini söylüyor, orada bulunan sofiler de, topluca bu cümleleri tekrar edip intisap ediyorlardı. Caminin içinde bir adam ..
HELİKOPTERİ KİM DÜŞÜRDÜ 1978 Afganistan işgalinde Kızılayak köyü’nün bâzı yerleri komünist devlet askerleri tarafından bombalanmıştı. Bir keresinde iki zırhlı helikopter Halîfe-i Kızılayak’ın hücre ve hânegâhının avlusuna birkaç roket fırlattıktan sonra câmi bitişiğinde ve medresenin içinde bulunan havuza bir bomba attılar. Bu bombadan câmi bir hayli hasar gördü. Helikopterler bundan sonra da câminin diğer tarafındaki ..
GENÇ BİR İMAMIN BÜYÜK HİZMETİ Sabri Okur, Havadis-i Nuriye isimli kanalda, bir imam Efendi’den naklen anlatıyor; Hafız olan gençlerden birisi devletin imam kadrolarına atama yapması öncesinde, kendince elini açıp; “Ya Rabbi, benim tayinimi ihtiyaç olan bir yere sevk et!”, şeklinde samimi bir dua ediyor. Bu duadan sonra bir gün imamların tayin ..
ŞEYH MAŞUK’UN BEDİUZZAMAN’I ZİYARETİ Molla Fatih Hatipoğlu, babası Haydar Hatipoğlu’ndan naklen anlatıyor; Yıl takriben 1955 yılıdır. Şeyh Maşuk Norşinî Hazretleri, Isparta’da bulunan Bediuzzaman Saîd Nursî Hazretleri’nin hasta olduğunu haber alır ve onu ziyaret etmek için yola çıkar. İzmir’de tevafuken Molla Haydar Hatipoğlu ile karşılaşır ve ona Bediüzzaman’ı ziyaret etmek için Isparta’ya gideceğini, ..
ALLAH’IN RIZASINA NASIL ERİLİR? Şeyh Seydâ Muhammed Said El-Cezerî hazretlerine, bir gün, Molla Muhammed adında bir kimse tarafından; “Kurban! Allahü teâlânın rızâsına nasıl erebiliriz?” şeklinde bir soru yöneltilmişti. Şeyh Seydâ hazretleri ona; “Cenâb-ı Allah lutfederse erersin.”, diye buyurdu. O kimse, aynı soruyu ikinci ve üçüncü defa sordu ve karşılığında aynı cevabı ..
MUSTAFA KEMAL’İN RÜYASI Molla Fatih Hatipoğlu anlatıyor; Muhammed Selim Hezani Hazretleri, “Hazret” lakabıyla bilinen Muhammed Diyauddin Hazretleri’nin halifesi idi. Şeyh Muhammed Selim Efendi, Diyarbakır’ın Silvan İlçesinin Hezan köyünden idi ve bazen mürşidi olan Muhammed Diyauddin Hazretleri’ni ziyarete giderdi. Muhammed Selim Hezani Efendi, yine bir defasında, Bitlis Nurşin’e mürşidi Muhammed Diyauddin Hazretleri’ni ..
MUHTARIN ALTIN YÜZÜĞÜ Van’ın Canik isimli köyünün muhtarı olan Hacı Enver Oflas Efendi adında bir zat vardı. Hacı Enver Efendi, ara sıra Irak’a gidip oradan mazot getirerek onu ticaretini yapardı. Irak’a gidip gelmesi sırasında da, bazen Muhammed Nurullah Hazretleri’nin Cizre’deki dergahına uğrayıp onu ziyaret ederdi. Muhtar Hacı Enver Efendi, yine bir ..
CEHENNEMDEKİ ÇOCUKLAR Gavs-ı Kasrevî Seyyid Abdülhakim Hüseyni hazretlerinin sofilerinden olup, Gavs-ı Sanî Seyyid Abdulbaki Hazretleri zamanında vefat eden, Talat Cengiz adlı sofi anlatır; Talat Kurban diye de bilinen sofi bir gün acayip bir rüya görür. Rüyasında Cehennem’e götürürler ve Cehennemin katlarını, odalarını bir bir gezdirmeye başlarlar. Talat Kurban gezdiği yerleri dehşetle seyretmeye ..
BOY ABDESTİ VE SABAH EZANI Muzaffer OZAK hazretleri anlatıyor: “Gençliğe yeni adım attığım sıralarda idi.Yavuz Selim Camii’nin medresesinde okuyor ve kalıyordum. Sesim ve durumum müsait olduğu için sabah ezanlarını da ben okurdum. Bir gün ilk defa ihtilam oldum. Ben o vakit ihtilamın ne olduğunu da bilmiyordum. Yine rüyamda ezan okumak için minareye yöneldim. ..
KÖPEKLERİN OPERASYONU 12 Eylül Darbesi’nden sonraki yıllardır. Kurban derilerinin toplama hususunda tek yetkili kurum Türk Hava Kurumu’dur. Onun dışında deri toplayan yakalanırsa, devleti yıkmaya teşebbüs ve irticai faaliyet diye cezalandırılmaktadır. Bir Kurban Bayramı’nın ikinci günü, İsmail Çetin Hocaefendi, İsparta’daki evinde sabah namazının tesbihatını yaparken, dışarıda sesler duyar. Pencereden baktığında, birkaç adamın bir ..
ZARARLI FARELERLE MÜCADELE Esnaflardan biri dükkanındaki farelerle başı dertte idi. Çok değişik çarelere başvurdu ise de farelerin önünü alamamıştı. En son elektrikli bir tuzak kurar. Bu tuzak sayesinde de yetmiş civarında fareyi ölü olarak yakalamayı başarır. Fakat bu hadiseden sonra hasta olup bir ay yatar. Annesi de ona, sen bunları fazla öldürdüğünden bunların ..
ZALİM NAHİYE MÜDÜRÜ Yıl, Tekke ve zaviyelerin kapatıldığı 1925 yıllarıdır. Günümüzde, Erzurum’un Horasan ilçesinin bir köyü olan Sanamer Köyü de, Zanzak (Akçataş) Nahiyesine bağlıdır. Nahiye Müdürü olan adam, üstlerinin emriyle Mevlüt Baba’nın hanesine ve dergahına baskın yapar. Baskın sırasında, dergahta ve evde bulduğu senelerce saklanan Kıymetli kitap ve evrakları yaktırır. Üstüne üstlük, ..
SİNEK DEDİKLERİ… يَۤا اَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوا لَهُ اِنَّ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَنْ يَخْلُقُوا ذُبَابًا وَلَوِ اجْتَمَعُوا لَهُ وَاِنْ يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْئًا لاَ يَسْتَنْقِذُوهُ مِنْهُ ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ “Ey insanlar, size bir misal getirildi. Şimdi onu dinleyin: Sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın hepsi bir araya gelse de, aslâ bir sinek ..
EYVAH ORUCUMUZ GİTTİ! Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin meclisinde dünyâ ile ilgili sözler konuşulmazdı. Birisi gıybet etse ona mâni olur, gıybet edene; “O dediğine ben daha layıkım.” derdi. Bir gün yanında; pâdişahı kötülediler. O gün oruçlu idi. Kötüleyene dönerek; “Eyvâh orucumuz gitti!” buyurdu. “Siz kimseyi kötülemediniz ki!” dendiğinde; “Evet, biz gıybet etmedik, ama ..
KASABANIN SAHİBİ GELİYOR Seyyid Ahmed Bedevi hazretleri gördüğü bir rüya üzerine Mısır’ın Tanta şehrine yerleşmek üzere gidiyordu. Bu sırada Tanta Şehrinde bulunan bir çok alim ve evliyanın en meşhurlarından olan Hasan Saig ve Seyyid Salim Mağribi hazretleri Seyyid Ahmet Bedevi Hazretlerinin yolda olduğunu ve Tanta Şehrine teşrif edeceğini haber alınca Tanta’dan ayrılıp ..
HACET DUASI ETMEDİ Büyüklerden biri, Ahmed Rıfâî hazretlerine duâ etmesi için bir hasta getirdi. Hasta birkaç gün kaldığı hâlde, Ahmed Rıfâî hiçbir şey söylemedi. Bunun üzerine hizmetçisi Yâkûb; “Efendim! Bu hasta için duâ etmemenizin sebebi nedir?” deyince; “Ey Yâkûb! Cenâb-ı Hakk’ın izzetine yemîn olsun ki, Allah katında, benim kabûl olunacağı vâd olunan ..
ŞEYTANIN OYUNU Bir kere Abdülkâdir Geylânî hazretleri şöyle bir ses işitti: “Ey Abdülkâdir! Ben senin Rabbinim! Sana haramları mubah, serbest kıldım.” Bir rivâyete göre de; “Başkasına yasak olan şeyleri sana helâl kıldım.” diyordu. Bunun üzerine Abdülkâdir Geylânî hazretleri Eûzü çekti. “Kovulmuş şeytandan Allahü teâlâya sığınırım. Sus ey mel’ûn!” diye bağırdı. Bunun üzerine ..
BUHARA’DAN GELEN KOKU Seyyid Abdülkâdir Geylânî hazretleri bir gün bir cemâatle terasta dururken, Buhârâ tarafına dönerek, güzel bir koku aldı ve; “Benim vefâtımdan yüz elli yedi sene sonra, dünyâya Muhammedî meşreb birisi gelir, ismi Behâeddîn Muhammed Nakşibendî’dir. Bana mahsus nîmetlere kavuşur.” buyurdu ve dediği gibi oldu. (Kayn.:Evliyalar Ans.) BÜYÜK BİR ..
FELÇLİ KIZ COCUĞU Horasan’ın Molla Melik Köyü’nden Hacı İsmail adındaki bir zat anlatıyor; “Çocuktum. Hacı Baba (Sanamerli Hacı Ahmed Baba) köyümüzü şereflendirmişti. Misafir olduğu konağa, bir komşumuz, 4-5 yaşlarındaki felçli kızını getirmişti. Kız ne oturabiliyor ne de konuşabiliyordu. Şeyh Efendi elindeki bir çubuk ile kızcağızın ayaklarına ve kollarına bir şeyler okuyarak, hafifçe ..
AZILI MAHKUMLAR KOĞUŞU Dindarlara, din alimlerine çok sıkı takibat, zulüm ve yasakların tatbik edildiği 1943 yıllarında Gönenli Mehmed Efendi de bu zulüm döneminden nasibini alır. Üstad Bediüzzaman ile birlikte Denizli Hapishanesi’ne girerler. Mahkemede Mehmed Efendi’ye 1,5 yıl hapis cezası verirler. Hapishanede Hapishanenin müdürü kendisine “Hocam sizi hangi koğuşa koyalım!” diye sorar. ..
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri’nin torunu, Yüksek Mimar ve Mühendis M.Sami Kirazoğlu anlatıyor; Mahmud Sami Bey, 1988 yılında Medine’de Cuma Camii’nin inşası işini yürütmektedir. İnşaatla ilgili malzemelerin deposundan sorumlu Ahmed adında Yemenli bir elemanı vardır. Bu elemanın Perşembe günleri işe gelmemeye başladığını fark eder. Mahmud Sami Bey onu bir gün çağırtır ve işe ..
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri’nin torunu, Yüksek Mimar ve Mühendis M.Sami Kirazoğlu anlatıyor; Mahmud Sami Bey Yüksek Mimar ve Mühendis olması hasebiyle, 1985-1986 yıllarında yıkılıp yeniden yapılan, Kuba Mescidi’nin inşasında, Şantiye Şefi olarak görev yapmaktadır. Bu büyük manevi mesuliyet ile, İdaresi altındaki şantiye işçi ve ustalarına abdestsiz çalışmamaları hususunda kesin talimat verir. ..
Seyda Muhammed Konyevî Hazretlerinin talebesi Ahmet Öz anlatıyor; Bir gün bir adam gelerek Muhammed Konyevî Hazretleri ile görüşmek istediğini bildirir. Ahmet Bey de, hangi konuda görüşeceğini sorar. O adam da, hususî bir mesele olduğunu söyler. Ahmet Bey adamı içeri Muhammed Konyevî Hazretlerinin huzuruna alır. Adam Seyda hazretlerinin huzuruna varıp “Bu ..
FELÇLİ KIZIN ŞİFASI Mahmut Sami Ramazanoğlu (k.s.)hazretleri kendisi anlatır: “Çocukluğumda kız kardeşim yürüyemiyordu. Yakınlarımız ; “Pozantı’ya yakın bir köyde Kaplanca Dede adlı bir zât var. Kızı ona götürün; inşâallâh onun vesîlesi ile Allah (c.c.) şifâ’ verir.” dediler. Ben, annem ve kız kardeşim o zâtın türbesine gittik. Geceyi orada geçirdik. Gece ..
ŞEYTANIN OYUNU Bir kere Abdülkâdir Geylânî hazretleri şöyle bir ses işitti: “Ey Abdülkâdir! Ben senin Rabbinim! Sana haramları mubah, serbest kıldım.” Bir rivâyete göre de; “Başkasına yasak olan şeyleri sana helâl kıldım.” diyordu. Bunun üzerine Abdülkâdir Geylânî hazretleri Eûzü çekti. “Kovulmuş şeytandan Allahü teâlâya sığınırım. Sus ey mel’ûn!” diye bağırdı. Bunun üzerine ..
Hüseyin Gülep Hocaefendi anlatıyor; İstanbul’da Tersane’de çalışan ve militan derecesinde komünist faaliyetleri olan, Üsküdarlı bir pehlivan varmış. Bu öyle bir militanmış ki, silahla dükkanları, işyerlerini basıp oralardan haraç toplayan biriymiş. Çalıştığı Tersanede Dökümhane kısmında çalışıyormuş. Aynı şekilde işyerinde de çok hızlı komünist faaliyetleri içindeymiş. Bir gün işyerindeki bu Dökümhane kısmına, ..
İbrahim Gürbüz Hocaefendi Mahmud (Ustaosmanoğlu) Efendi Hz.’den naklen anlatıyor; İsmailağa ihvanından olan bir Hanım Hoca, İstanbul’da Cennet Mahallesi denen bir yere sohbet etmeye gider. Orada yapılan sohbet konusu hanımların tesettürü ve çarşaf giymesi hakkında olur. Sohbet bitiminde bir hanım ağlayarak çarşaf giymeye karar verdiğini bildirir. Sohbeti yapan Hanım hoca da, ona ..
Dr. Ömer Demirbağ bizzat hayatında yaşadığı bir hatırayı anlatıyor; Ömer Bey gençliğinde düştüğü bir vesvese sebebiyle çok çetin ve zor zamanlar yaşar. Bu vesveseler sebebiyle adeta hayattan kopar ve ümitsiz bir şekilde bocalamaya başlar. Hatta, bu bocalamalar sırasında eline geçen İmam-ı Gazalî’nin eserlerini okumaya başlar. İmam-ı Gazali’nin eserleri ona ilaç gibi gelir. ..
ACEM AĞA CAMİİ’NDEKİ MÜNKİRLER İstanbul’da bir ara, Acem Ağa Camii’nin odalarını mesken tutan ve tasavvuf münkiri olan bir kısım cahil kimseler vardı. Bunlar tasavvuf ve Allah dostlarına olan düşmanlıklarını o dereceye getirmişlerdi ki, Hasan Ünsî Halvetî Hazretlerine karşı saygısız ve edepsizce hareketlerde bulunmaya başlamışlardı. Bir gün bir grup münkir geldiler ve içlerinden ..
HAYVANLARA ŞEFKAT Bediuzzaman Saîd Nursî Hazretleri Ümmmet-i Muhammed (S.a.v.)’e büyük bir şefkati bulunduğu gibi hayvanlara da şefkati ileri derecedeydi. Hayvanlar hakkında, “İnsanlar bu hayvanların sahibi değil, mutasarrıfıdırlar (kullanan)” diye buyuran Üstad Hazretleri’nin hayatından hayvanlara muameleye dair bazı tespitler; Eşekler hakkında; Eşeklere ‘Eşek’ kelimesinin kullanılmasını hoş karşılamıyormuş şöyle buyurmuş; –“Bunlara eşek ..
PİLAV DÜŞMANLARI Mecdüddin İsa Akhisarî Hazretleri, bir seyahati sırasında Kayseri’de bir kervansarayda konaklamışlardı. Kendisi ile beraber bazı dervişleri de vardı. O gün orada tüccarlardan da konaklayanlar vardı. O tüccarlardan biri, Mecdüddin İsa Hazretleri ve dervişlerini arkadaşına göstererek, “Pilav düşmanlarını görün!” diye kendi aralarında alay etmişti. O gece herkes yattıktan bir süre ..
Bir Hocaefendi, Bitlis’li Molla Kayser Bildik Hocaefendi’den naklen bir hatırasını anlatıyor; Kayser Hoca Ravda-i Mutahhara ziyareti için Medine’dedir. Bir gün Mescid-i Nebevi’nin dışında bulunan tuvaletlerin önünde küçük bir arbede olur. Orada dört adet polis bir genci yakalarlar. Yakaladıkları o genç adam ise gözyaşları içinde, kendisinin dilenci ve hırsız olmadığını söyleyerek polislere yalvarmakta, ..
UYKUYA DALAN ŞÖFÖR 1969 yılında , Mehmet Zahid Kotku Hazretlerinin H. Sağlam isimli talebesi bir arkadaşıyla beraber iki arabayla hacca gitmek üzere yola çıkarlar. Bu talebesi yolda araba kullanırken sabaha karşı bir an uykuya dalıyor. O anda rüyasında Mehmet Zahid Kotku Hazretlerini görüyor. Rüyasında ona “Hayri uyansak nasıl olur?” diyor ve derhal uykudan ..
EKLEM ROMATİZMASINDAN KURTULUŞ Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri’nin bir sofisi anlatıyor: “Eklem romatizması denilen, ayaklarımı, ellerimi, boynumu ve bütün vücudumu ağrıtan ve oynatmayan hastalıktan muzdariptim. Tedaviye rağmen yazı yazamıyor, boynumu oynatamıyor, yürüyemiyordum. Ömür boyunca hastalığımın devam edeceğini kanaat getirmiştim. Seyda Hazretlerini (Seyyid Muhammed Raşid Hz.) ziyaret ettiğim bir sırada yine ağrılarım dayanılmaz bir ..
KAİNATIN ANAHTARLARI Siirtli Hacı İdris anlatıyor; Hacı İdris, ilk mürşidi olan Gavs-ı Kasrevî Seyyid Abdulhakim Hüseynî Hazretleri’ne olan muhabbet ve sadakati çok fazla idi. Gavs Hazretleri 1971 yılında vefat etmiş yerine, oğlu Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri manen şeyh olarak vazifelendirilmişti. Fakat Hacı İdris Gavs Hazretlerine muhabbet ve bağlılığı devam ettiğinden, bir ..
SİİRTLİ HACI İDRİS’İN HATIRALARI Bu hatıralar “https://haciidrisanlatiyor.com/” sitesinden alınmış olup, serbest konuşma şeklinde kayıt altına alındığından, aslı yazı dilinden biraz uzak yapıdadır. Yazı diline uyarlanması ve mana düşüklüklerinin giderilip, kolay anlaşılabilmesi maksadıyla, bazı cümlelerde, parantez içinde (dedi,diye, dediler.. vs) şeklindeki kelimeler tarafımızdan eklenmiştir. Kendisinin bu kelimeleri kullanmadığını belirtmek için parantez içinde yazdık. Hatıralarda ..
SİİRTLİ HACI İDRİS’İN HATIRALARI Bu hatıralar “https://haciidrisanlatiyor.com/” sitesinden alınmış olup, serbest konuşma şeklinde kayıt altına alındığından, aslı yazı dilinden biraz uzak yapıdadır. Yazı diline uyarlanması ve mana düşüklüklerinin giderilip, kolay anlaşılabilmesi maksadıyla, bazı cümlelerde, parantez içinde (dedi,diye, dediler.. vs) şeklindeki kelimeler tarafımızdan eklenmiştir. Kendisinin bu kelimeleri kullanmadığını belirtmek için parantez içinde yazdık. Hatıralarda ..
SİİRTLİ HACI İDRİS’İN HATIRALARI Bu hatıralar “https://haciidrisanlatiyor.com/” sitesinden alınmış olup, serbest konuşma şeklinde kayıt altına alındığından, aslı yazı dilinden biraz uzak yapıdadır. Yazı diline uyarlanması ve mana düşüklüklerinin giderilip, kolay anlaşılabilmesi maksadıyla, bazı cümlelerde, parantez içinde (dedi,diye, dediler.. vs) şeklindeki kelimeler tarafımızdan eklenmiştir. Kendisinin bu kelimeleri kullanmadığını belirtmek için parantez içinde yazdık. * ..
BEDİÜZZAMANLA BEŞTAŞ OYUNU İlkönce Bediüzzaman Said Nursî (k.s.) hazretlerine ve daha sonra Seyyid Abdülhakim Hüseynî (k.s.) hazretlerine talebelik yapmış olan, Molla Hafız İbrahim KUTSAL Efendi’nin, Bediüzzaman hazretlerini ziyareti , talebeliği ve daha sonra Seyyid Abdülhakim Hüseyni hazretlerine talebe olması meselesini kendisinin ses kaydından naklen, Dr.Mustafa Bahadıroğlu anlatıyor: Molla Hafız İbrahim Efendi, genç ..
ÇOBANIN TEHİYYAT DUASI Şah-ı Hazne olarak bilinen Ahmed Haznevî Hazretleri, İslam’ın emir ve yasaklarını karşılaştığı herkese, sabır ve ısrarla anlatmaya gayret etmiştir. Öyle ki; Bazen bir kişiye kelime-i şehadeti öğretip düzgünce söyletmek için saatlerce uğraştığı olurdu. Yine bir gün, Bir çobana namaz oturuşunda okunmakta olan “Tehiyyat duası”nı öğretmeye başlar. Fakat bütün gayretine ..
ARILARIN AHI Türkiye’nin batı illerinin bir köyünde bir adamı arı sokar. Normalde arı sokmasıyla, insana verdiği acı ve şişlikten başka pek de fazla bir şey olmaz ama, bu adam arı sokmasından sonra fenalaşır. Fenalaşınca bir araba ayarlayıp acilen hastaneye götürmek üzere yola çıkarlar. Fakat ilahi takdir gerçekleşir ve hastaneye yetişemeden yolda bu adam ..
FIRIN İŞÇİSİNİN AKSİLİĞİ Müderris Ahmed Asım Efendi, bir hatırasını şöyle anlatır: “Talebelik zamanında bizim medreseye en yakın fırından ekmek alırdım. Senelerce bu fırının müşterisi olmaya devam ettim. Bir sabah yine âdetim üzere ekmek almak maksadıyla bu fırına geldiğimde, fırında çalışan bir işçinin, bir haksızlığına maruz kaldım. Herkese ekmek veriyor, sıram gelip geçtiği halde bir ..
KABAĞA SOR! İsmet Garibullah Efendi (k.s.) (*), bir gün berberde traş oluyormuş. O esnada bir beyoğlu, işlemeli koşumlar koşulmuş doru atıyla çıkagelmiş. Beyoğlu içeri girince, orada bulunanların hepsi ayağa kalkıp selamlamışlar. İsmet Efendi ise gelen gidenle alakasız bir halde gözleri kapalı oturuyormış. Zengin ve kibirli o beyoğlu, bir dervişin karşısında pervasızca oturuşundan son ..
Yedi tane kız evladı olan ve büyük bir maddi sıkıntı çekmekte olan fakir bir zat, bir gün Hâcı Mevdûd Çeştî hazretlerinin talebesi ve halîfesi Hacı Şerif Zendenî hazretlerine gelerek; –“Eğer kızlarımın evlenmesine kadar, nafakamızın temini ve rızkımızın artması için yardımcı olursanız, pek büyük bir lütuf ve keremde bulunmuş olursunuz.”, diye yardım talebinde bulundu. ..
Ebü’l-Gays bin Ketîle isminde âlim bir kimsenin yolu bir gün, Seyyid Ahmed Bedevî hazretlerinin türbesinin bulunduğu beldeye düşmüştü. Oradaki insanların, Seyyid Ahmed Bedevî hazretlerine çok büyük ihtimâm, hürmet gösterdiklerini görünce; “Siz de fazla yapıyorsunuz. Ona lüzumundan fazla ihtimâm gösteriyorsunuz!” dedi. Orada bulunanlardan biri de; “Sen ne diyorsun. O çok büyük bir ..
KİLLİ TOPRAK İHTİYACI Abdurrahim Reyhan Efendi Hazretlerinin oğlu Hüseyin Avni Efendi anlatıyor: Yıl 1960. Bir kiler yaptım, bacasının kil toprakla kapanması lazım. O da, köyden 4-5 km mesafedeki köyün üstündeki dağda var. Yaz, herkesin işi çok, kimseden yardım isteme imkânı yok. Tek başıma günde bir veya iki el arabası toprak getirebilirim, o ..
İhramcızade İsmail Hakkı Efendi Hazretleri, irşad ve tebliğ vazifeleri yanında, cami, çeşme ve köprü inşası gibi hayır işlerinin yapılması, yaptırılması faaliyetlerini hayatı boyunca devam ettirmiştir. İçinde olduğu hayır işlerinden biri olan, Çaykurt’ta köprü yapılması işi sırasında, borçları sebebiyle iflas durumuna düşmüştü. Hatta, iflasından dolayı bütün mal varlığına haciz konmuştu. Öyle ki, ..
Bu yazımızda; 1927 yılı Afyonkarahisar doğumlu olup, orduda muvazzaf bir subay iken, önce Nakşibendi mürşidlerinden biri olan, Seyyid Abdülhakim Hüseynî hazretlerine intisap eden, onun 1972 yılında vefatı üzerine, Seyyid Muhammed Raşid hazretlerine, onun da 1993 yılında vefatı üzerine, Gavs-ı Sanî Seyyid Abdülbakî hazretlerine intisab ederek talebesi olan ve 18.08.2012 tarihinde bir Ramazan Bayramı ..
Emrullah Aktürk hocaefendi anlatıyor; Kur’an-ı Kerim eğitimi yapan hanım hocalardan biri, bir gün, yetmiş yaşlarında olan yaşlı bir nineye “Gel sana Kur’an okumasını öğretelim” diye teklifte bulunur. Yaşlı nine de, yaş yetmiş iş bitmiş hesabıyla, kendisinin bu yaştan sonra Kur’an öğrenmesinin çok zor olduğunu, kendisine yapılacak emeklerin boşa gideceğini ifade eder. ..
Sofilerden biri, Anadolu’nun bir şehrinde yaşadıkları ibretlik bir hadiseyi şöyle anlatıyor; Sofi bir gün evinden çıkar ve sofilerin uğrak yeri olan bir esnafın dükkanına uğrar. Bu dükkan da, bir berber dükkanıdır. İçeri girer ve orada oturmakta olan sofilere selam verir. Onlar da selamını alırlar. Selamdan sonra, içeri giren sofinin ağzından gayri ihtiyari, ..
Gelibolu’da yaşayan ve türbesi de, orada bulunan Yazıcızade Muhammed Bican hazretleri, 1449 yılında, meşhur eseri olan “Muhammediyye”‘yi yazdıktan sonra onu devrin Şeyhülislamına resmen tasdik ettirmek ister. Çünkü, o günün şartlarında, bu eserin elle çoğaltılıp dağıtılabilmesi için, devrin Şeyhülislamı’nın tasdiklemesi gerekmektedir. Başkent o zaman Edirne’dir ve Şeyhülislam da, Edirne’dedir. Yazdığı eseri ..
Hasan Başiş hoca, Ali Ulvi Kurucu Hocaefendi’den naklen anlatıyor; Yıl 1956 yılıdır. Konya’da yaşayan bir adam, Medine’ye hicret ederek orada hayatını sürdürmeye başlıyor. Aradan sekiz yıl geçiyor ve 1964 yılı geliyor. Aradan geçen bu sekiz yıldan sonra, kendi halini tefekkür ediyor. Manevi olarak, tam istediği gibi feyz alamadığını, huzur bulamadığını düşünüyor. ..
İbrahim Gürbüz Hoca, bir hafızlık eğitimi talebesinden naklen anlatıyor; İstanbul’da hafızlık eğitimi verilen bir medrese vardır. Bu medreseye bir çarşamba günü, yeni bir talebe gelir ve o gün derse başlar. Dersler yapılır ve o talebe de, o günkü dersini hocasına verip tamamlar. Taze filiz denebilecek yaşta olan bu talebe, hafızlık yolunda ..
DAVUL-ZURNA İLE OPERASYON Osman Nuri Bağdadi Hazretleri, Diyarbakır’daki Askerlik Şube Reisliği görevini tamamlayıp, Elazığ Askerlik Şube Reisliği’ne atanmıştır. Yeni işyerine devir teslim için gittiği gün bir bakar ki, işler hasta ve yaşlı askerler tarafından yürütülmektedir. Devreden komutana sebebini sorduğunda, askerlerinin çok az olup, asker kaçaklarına müdahale edemediklerini, aşiretlerin başkaldırdığını, asker olmadığından hiçbir müdahale ..
ZAMANIN SAHİBİ Osman Nuri Bağdadi Hazretleri, Mardin’deki askeri görevini tamamlayıp Diyarbakır Askerlik Şube Reisliği’ne atanmış olup, yeni işyerine intikal için, ailesi ve beraberindeki kalabalık ihvanıyla yaptığı uzun bir yolculuktan sonra Diyarbakır’a varılmıştır. Efendi hazretleri, yanındaki askerlerle beraber doğrudan Kolordu Komutanlığına gitmiş, gitmeden önce de, eşyaları taşıyan ve yeni kalacakları eve yerleştiren, ailesi ..
UYANIK TEĞMEN (!) Osman Nuri Bağdadi Hazretleri, Mardin’in Derik kazasındaki askeri görevini tamamlamış ve Genelkurmay Başkanlığı tarafından terfi ettirilerek, Mardin Askerlik Şube Reisliği’ne atanmıştır. Orada işe başladığı ilk gün personeliyle yaptığı toplantı bitiminde bir teğmen haricinde diğerlerini gönderir. Diğerleri gittikten sonra, Efendi hazretleri merak içinde bekleyen o teğmene şu şaşırtıcı uzun ..
AŞİRETLERİN ÇATIŞMASI Osman Nuri Bağdadi Hazretleri, Erzurum cephesindeki olağanüstü hizmetleri ve başarılı çalışmalarına rağmen, dindar ve islami hassasiyeti olanlardan hoşlanmayan zamanın idaresi tarafından, Mardin’in Derik ilçesine, tenzil rütbe kabilinden sürgün edilerek, Askerlik Şubesi Başkanı olarak tayin edilmiştir. Efendi Hazretleri’nin ailesi Bağdat’tan Derik ilçesine yeni gelmiştir. Fakat, ailesi ve sevdikleri ile hasret gideremeden, ailenin ..
Osman Nuri Bağdadi Hazretleri, 7.500 kişiden oluşan milis kuvveti, 100.000 adet kadar altın, 50.000 adet büyükbaş ve küçükbaş hayvandan müteşekkil büyük bir kafile ile Bağdat’tan çıkıp Erzurum’a vardıktan sonra, getirdiği, asker,altın ve canlı hayvanları cephe komutanlığına teslim eder. Bağdat’taki vazifesi “istihkam subayı” olduğundan, orada ona cephe gerisinde bir vazife verilmek istenir. Fakat, ..
Osman Nuri Bağdadi Hazretleri’nin mürşidi olan, Şeyh Ömer Ziyaaddin hazretleri, bir gün sohbetinde; -“Osman, yakında Bağdat’tan ayrılıp Anadolu’ya gideceksin. Orada kal, geri dönme çünkü, İslam’ın sancağı Anadolu’da düştü, tekrar oradan kalkacak!”, diye buyurmuştu. Nitekim, 1.Dünya Savaşı patlak vermesiyle, İngilizler Bağdat’ı işgal etmişler, Bağdat halkı bu işgale direniş gösterirken, Osman Nuri Bağdadi ..
Yazar Halit Ertuğrul ibretlik bir hatırasını anlatıyor; Yazar Halit Ertuğrul, bir konferans vesilesiyle bir Avrupa ülkesine davet edilir. Konferans icra edilir. Konferans bittikten sonra da, orada kitaplarını imzalatmak isteyen uzun bir kuyruk oluşur. Okuyucularına tek tek kitaplarını imzalarken, kuyrukta sıra, yanında anne ve babası ile gelmiş 12-13 yaşlarında bir kızcağıza gelir. O ..
Yazar Halit Ertuğrul, üniversitede hoca olarak vazifeli iken bir öğrencisi hakkındaki, ibretlik hatırasını anlatıyor; Zaman olarak, meşhur “28 Şubat” sürecinde, muhafazakar ve dindar insanlara yapılan baskı ve zulümlerin en hızlı devam ettiği günlerdir. Üniversitelerde başörtülü kız öğrencilere başörtülerine açmaları için zorlanmakta, açmayanları üniversiteden atmaktadırlar. Halit Hoca, böyle acıların yaşandığı bir zamanda, ..
Yazar Halit Ertuğrul, üniversitede hoca olarak vazifeli iken öğrencisi olan ve hayatını roman olarak yazdığı “Düzceli Mehmet” hakkındaki hatıralarını anlatıyor; Eğitim Fakültesinde, Psikolojik Danışmanlık bölümü yılın ilk dersi yapılmak üzere sınıfa girilir. Her okulda olduğu gibi bu ilk derste de tanışma ile başlar. Halit hoca adını tahtaya yazar. Onun adını okuyan bir ..
Bir müftü, başından geçen ibretlik bir hadiseyi anlatıyor: “Anadolu’da bir ilçede müftüydüm. Günlerden cumartesi. Kazâ’nın pazarı da o gün kurulur. Daireler kapalı… «Evde oturacağıma, müftülüğe gideyim.», dedim. Daireye vardım, bir çay demledim, camdan dışarı bakıyorum. Bahsettiğim pazar, müftülüğün biraz ilerisinde kurulur. Kimi almaya, kimi satmaya, herkes pazara geliyor. Kalabalık… Müftülüğün karşısında ..
Seyyid Abdülhakim Hüseyni hazretlerinin sofisi olan Siirtli Hacı İdris anlatır: Bir yaz günü Arınç’da, Gavs-ı Kasrevi Seyyid Abdulhakim hazretlerinin Halifesi, Molla Ali Hazretleri’nin bahçesindeki ceviz ağacının gölgesinde, Halife hazretleri ile birlikte oturuyorduk. Kendisi halının üstünde hafif yanlamasına uzanmıştı ve ayakları çıplaktı. Bana ettiği sohbetin muhabbetli bir anında, baktım bir akrep halife hazretlerine ..
Seyyid Abdülhakim Hüseyni hazretlerinin (k.s.) sofisi olan Siirtli Hacı İdris, Seyyid Muhammed Raşid hazretleri ile alakalı olan bir hatırasını şöyle anlatıyor: Büyük oğlum ve bir küçüğü kardeşi oynarlarken, büyük oğlum yanan sobadaki kızgın demiri, kardeşinin gözüne değdirmiş. Bir feryat figan ile duruma vakıf olduk… Çocuğu kaptığım gibi Siirt devlet hastanesine yetiştirdim. ..
İslam tarihine baktığımız zaman nice büyük alimler yetiştiğini görürüz. İlim tahsili sürecinde bir talebe, gecesini gündüzünü bu işe vererek, çok uzun yıllar boyunca çalışıp gayret etmesi gerekmekte ve bu yolda, nice sıkıntı, zahmet ve fedakarlıklara katlandıktan sonra ancak icazetli bir alim olabilmektedir. Fakat az da olsa bu zahmet ve sıkıntılara katlanmadan ..
Konya’da Tâceddîn adında evliyâyı ve hâllerini inkâr eden biri vardı. Mevlânâ hazretlerinin de aleyhinde bulunurdu. Bu kişi bir gece rüyada kendisini nasılsa Cehennem kapısında durmuş gördü. Cehennemliklerin durumunu olduğu gibi seyretti. Orada bir adamı eli ayağı bağlı olduğu hâlde bir Cehennem’den çıkarıp, öteki Cehennem’e sokuyorlardı. Dört kişi de orada durmuş; ..
SUYUN İÇİNDEKİ YUVARLAK TAŞLAR Abdurrahman-ı Harputî Hazretleri Diyarbakırda medrese tahsiline devam ediyordu. Tahsîli sırasında, bütün derslerden geri kalması üzerine, arkadaşları onunla alay ederlerdi. Bu durumu hocası öğrenince, onun daha çok rencide olmaması için, yanına çağırarak; “Şimdiye kadar okudukların ve öğrendiğin bilgi sana kâfidir. Köylerde çok rahat imamlık yapabilirsin. Var git oralarda kısmetini ara.” ..
Yıl 1974-1975 yıllarıdır. Kıbrıs barış harekâtından birkaç ay sonra, Kırşehir’li Allah dostu Mahsenli Ali Efendi’nin halifesi olan, Seyyid Muhammed Sıddîk Haşimî hazretlerinin, Yozgat Yerköy’de bulunan manifatura dükkânına, bir gün dört kişilik bir grup ziyarete gelir. Gelenlerden biri Yerköy’ün yerlisi olmayıp, yabancı biridir. Gelenler selamdan sonra, Muhammed Sıddîk hazretlerine, “Hocam, bu kardeşimiz Mahsenli ..
Kırşehir’in manevi dinamiklerinden olup, 1951 yılında vefat eden ve Akçakent ilçesinin Mahsenli köyünde türbesi bulunan, Mahsenli Ali Efendi Hazretlerinin (k.s.) talebelerinden birisi, sekerat haline girmiş ama bir türlü vefat edemiyormuş. Uzunca bir süre geçmesine rağmen, ne iyileşen ne de vefat edebilen bu zatın durumunu, talebeleri Mahsenli Ali Efendi Hazretlerine haber vermişler. Ali ..
Şeyh Abdurrahman Aktepî hazretleri, bir gün bir rüya görür. Gördüğü rüyada; Kıyamet kopmuş ve herkes mahşer meydanına doğru gitmektedir. Kendisi de, aynı şekilde gitmektedir. Fakat giderken kenarda bataklık bir yere düşer. Oradan kurtulayım diye bir gayret eder. Fakat, kurtulmak için yaptığı, bu hareketleri sebebiyle, çamura biraz daha batar. Göbeğine kadar çamurun içindedir artık. ..
Ahmet AKÇAEL isimli zat, Ladikli Ahmet Ağa’dan dinlediği bir hatırayı ondan naklen anlatıyor; Bir zaman, Ladikli Ahmet Ağa’nın oğlunun askerlik zamanı gelip çatmış. Ladik’in, o zamanlar bağlı bulunduğu, Kadınhanı askerlik şubesinden askere sevk olup gidecekmiş. O zaman da, çok kar yağdığından yollar kapanmış, üstüne üstlük oğlu da hasta olup yataklara düşmüş. Hasta ..
Tesbihçi Baba lakabıyla tanınan, Mirza Abdurrahim ismindeki zatın dükkanına, bazen Hızır (a.s.) uğrar ve sohbet ederlerdi. Tesbihçi Baba, bir gün Hızır (a.s.)’a, Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin kemalatından ve faziletinden bahsetmiş. Hızır da, “Dur bakalım, ben onu bir imtihan edeyim!” demiş. Ama, imtihanın ne olduğunu bildirmemiş. O sene, Süleyman Hilmi Tunahan ..
Ladikli Ahmet Ağa, bir gün kendisini ziyaret sırasında, üçler, yediler, kırklar şeklinde gruplara ayrılan ve Rical’ul-Gayb da denilen, evliyalardan bahsediyormuş. Kendisi de bu sınıfa dahil olan evliyadan biri olan Ahmet Ağa, bunlardan biri vefat ettiği zaman, yerine geçecek birinin gelişigüzel yapılmadığını, manevi imtihanlardan geçirildikten sonra ancak evliya sınıfına dahil edildiğini ifade edip, ..
Hasan Basri Çantay hocaefendi kadınların tesettüre riayet etmeden açık kıyafetlerle gezmelerine son derece üzülüyor ve onlara , din gayretiyle celallenip öfke duyuyordu. Bu üzücü durum onun zihnini çok meşgul ediyor ve tedirgin ediyordu. Hocaefendi, bir gece rüya görür. Rüyasında Balıkesir’deki Yeşilli Cami’nin köşesinde Resulullah (s.a.v.) efendimizi görür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona Türkçe ..
Muhammed El-Haznevî hazretleri, medrese hakkındaki bazı resmi muameleri yaptırmak üzere Şam’da bulunuyordu. Şehir içindeki seyahatleri sırasında bir ara arabaları arızalanmış. Bunun üzerine bir taksi çağırmışlar ve taksiye binmişler. Taksici onları gitmek istedikleri yere bıraktıktan sonra Muhammed El-Haznevî hazretleri taksicinin parasını vermiş. Taksici adam yol parasını aldıktan sonra, Muhammed El-Haznevî hazretlerine, şöyle demiş; ..
KOMANDO ERİNİN ESRARENGİZ KURTULUŞU Yıl 1975 yılıdır. Günlerden bir gün, İstanbul Üsküdar’da, Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin türbesinin önüne, nur yüzlü, buğday tenli ve tıknaz boylu bir genç gelmişti. Orada bakınırken, türbenin yanındaki Azîz Mahmûd Hüdâyî Câmii’nin imamı olan Muharrem Efendi’ye rastladı. Genç, onu görünce merakla; –Efendim! Ben Azîz Mahmûd Hüdâyî’yi görmeye geldim! ..
HEDİYE TAVUKLAR Diyauddin Efendi isminde köylü bir zat anlatır; Geçimlerini temin etmek için bazen, köyde yetiştirdikleri tavukları, yumurta, sebze gibi ufak tefek şeyleri alıp, köylerinin yolunun ana yolla bitiştiği yer olan, “Üçpınar” diye tabir ettikleri yere götürüp, yoldan geçenlere satıyorlarmış. Bir gün, iki tane tavuğu kesip temizlemişler, daha sonra da, ..
TAŞA TESİR EDEN SOHBET Şeyh Muhammed Maşuk (k.s.) hazretleri, bir gün Diyarbakır’da ihvanlarıyla sohbet ederken, ona, Diyarbakır’ın bir köyünde Hazret (k.s.)’i (Muhammed Diyauddin) gören çok yaşlı bir zat olduğundan bahsederler. O da, gidip ziyaret edelim der ve beraberce o yaşlı zatın köyüne giderler. O köyde o yaşlı zatı bulup ziyaret ederler. ..
NAMUSSUZ MUHTARIN CEZASI Batman da yaşayan âlim ve evliyanın en büyüklerinden olan, Seyyid Kasım Zilanî Hazretleri (k.s.), bir gün, akşam namazında abdest almak için ibriğini istemiş ve sehpaya oturarak abdest almaya başlamış. Bir talebesi de ibriği tutup suyu döküyormuş. Abdestin sonuna doğru, suyu döken talebeye “sen bırak!” deyip, başka bir talebesine “Suyu sen ..