KURBAN PARASI Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin cemaatine mensup bir vatandaş, Kurban kesme hususunda, ‘fetva mı takva mı?’ tereddüdü ile yaşadığı ibretlik hatırasını, kendi samimi ifadeleriyle şöyle anlatıyor; “Yıl 2010 ve Kurban Bayramı yaklaşıyordu. Evim kira ve üç evladım da okuyordu. Dört ayrı bankaya kredi borcum vardı. Nasıl olduysa 5 kredi kartımın ..
Category : İBRETLİK OLAYLAR
İNÖNÜ DEVRİ ZULÜMLERİNDEN BİR HATIRA Bayburtlu Dede Paşa (k.s.) Hazretleri’nin torunu İbrahim Baştürk isimli bir zat Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri ile ilgili bir hatırasını şöyle anlatır: Yıl 1945-1946 yılları olup İbrahim Bey askerlik vazifesini yapmaktadır. Bir gün içinde bulunduğu askeri birliğe İsmet İnönü imzasıyla bir emir gelir. Bu emirde; ‘Süleyman Hilmi Tunahan ..
DÜNYALIK MI İSTERSİN, UKBALIK MI? Ali İhsan Tola Efendi, fakir ve saf kalpli bir kimseyi yanına alarak Üstad Bediüzzaman hazretlerinin yanına ziyarete gitmişti. Ziyaretleri sırasında bu fakir zat, Üstad hazretlerine; “Hocam bana himmet et!” diye talepte bulunmuş. Üstad hazretleri de kendisine :“Dünyalık mı istersin, ukbalık mı?” diye sorar. O da “Benim dünyada ..
RÜYADAKİ MAHKEME Bilâl Nadir Baba 1936 yılında zamanın zalim idaresi tarafından Giresun’a sürgüne gönderilmişti. Giresun’da sürgünde olan bir Müftü Efendi de vardı. Bilal Baba ona neden sürgün edildiğini sorduğunda Müftü Efendi, başından geçen hâdiseyi şöyle anlatır; Müftü’nün bulunduğu şehirdeki Belediye Reisi, mezarlığı kaldırıp yerine imara açmak ister. Fakat halk topluca bu işe ..
HAPİSHANE’YE GİREN KELEBEK Kerem Önder Hocaefendi Üstad Kadir Mısıroğlu’ndan naklen anlatıyor; 1974-1975 yıllarında Üstad Kadir Mısıroğlu, laiklik ilkesine muhalefet suçlarından, hapis cezası almış, Eskişehir’de Cezaevinde yatmaktaydı. Kadir Bey’e psikolojik eziyet olsun diye koskoca on iki kişilik bir koğuşu boşaltırlar ve tek başına hücre cezası gibi onu oraya koyarlar. Kadir Bey ..
HİLM VE ŞEFKATİN NETİCESİ Yazar Kadir Mısıroğlu’nun İstanbul’da İmamlık yapan bir bir komşusu vardı. Bu imam efendinin ise kötü ahlaklı, hırsızlık, esrar kullanma gibi bir sürü suça bulaşmış fasık bir oğlu vardı. Hatta imam efendi bu oğlunun yaptıklarından öyle bıkıp usanmıştı ki, Kadir Mısıroğlu’na poliste bir tanıdığı varsa, bir punduna getirip onu hapse ..
SARHOŞ SEYYİDİ HAKİR GÖREN ZAT Evliyadan bir zat, bir gün yatsı namazından çıktıktan sonra sokakta yürüyordu. Yolda giderken seyyidlerden yani, Peygamberimizin soyundan olan bir adamı, sarhoş bir vaziyette yerde yatarken gördü. Seyyid adamı o vaziyette görünce, hoşlanmayarak başını çevirdi ve yanından geçip gitti. O gece yattığı zaman bir rüya gördü. ..
ZALİM JANDARMA ASKERİ Pazarcıklı Vakkas adında bir mahkum, Bilal Nadir Baba (k.s.) hakkında, bizzat yaşadığı hatırasını şöyle anlatır; Gaziantep’in manevi dinamiklerinden olan Bilal Nadir Baba, cumhuriyetin ilk zamanlarının zulümlerinin, ortalığı kasıp kavurduğu bir zamanda Gaziantep’te tutuklanıp hapse konur. Bilal Baba hapse konunca herkes üzülür, suçu da namaz kılıp milleti azdırmaktır. Bilal ..
DERGAHA ADANAN KATIR Şeyh Muhammed Osman Siraceddin Hazretleri, babası Şeyh Muhammed Alaaddin Tavilî Hazretleri’nden naklen onun bir hatırasını şöyle anlatır: Gerco isimli bir köyde elli yaşında bir zat vardı. Bu adamın çocukları olmuyordu. Bu adam bir gün Şeyh Alaaddin’in dergahına gelerek, Allahu Teala’nın kendisine bir çocuk ihsan etmesi için dua etmesini rica ..
KADİR MISIROĞLU’NUN SIRLI ÇOCUKLUK HATIRASI Yazar Kadir Mısıroğlu çocukluğunda yaşadığı sırlı bir hatırasını şöyle anlatıyor; Üstad Kadir Mısıroğlu, çocukluğunda gayet cılız ve zayıf bir çocukmuş ve 4-5 yaşına kadar da bu sebeple yürüyememiş. Akranları koşup oynarken, o evde oturup duruyormuş. Bir gün evlerinin kapısına dilenci kılığında yaşlı bir zat gelmiş. Annesi ..
MUSTAFA DEDE’NİN RAVZA AŞKI Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır, Mahmud Sami Ramazanoğlu Efendi’nin torunu olup, Kuba Mescidi’nin yeniden inşası işini yürütmüş olan Yüksek Mimar ve Mühendis Mahmut Kirazoğlu’dan naklen anlatır; Yıl 1984 yıllarıdır. Medine’deki Kuba Mescidi’nin yeniden inşası sırasında, inşaatta çalışan Samsunlu Remzi adında bir işçi vardır. Bu işçi Mahmut Kirazoğlu ..
ÖLMEYEN PARMAK Mesut Demir Hocaefendi anlatıyor; İsmailağa Cemaati ihvanından Oktay adında bir sofi vardı. Oktay Bey’in hanımı da saliha bir hanım olup ikisi de geceleri kalkıp, gece ibadetlerini ve zikirlerini beraberce yaparlardı. Bir gece yine beraberce geceyi ihya ederken, Oktay Bey elindeki tesbih ile zikrini yapıyordu. Oktay Bey uzunca bir müddet ..
ZENGO’NUN EDEPSİZLİĞİ Şeyh İsmail Çetin Hocaefendi anlatır; İsmet İnönü’nün Başbakan olduğu, ağır bir zulüm ve istibdat yönetiminin hüküm sürdüğü yıllardır. Ninesi Hatice Hanım da, bu baskı ve zulümlerden kaçmak için, etrafıyla birlikte 1928 senesinde, Kele köyünde oturan Halil Ağa’nın himayesine girmişler. Orada kalırlarken, bir gün ninesi ibriğini alıp çeşmeye su doldurmaya ..
SULTAN AHMED’İN KURTULUŞU Hattat Muhammed Râsim Efendi şöyle anlatmıştır: “Cennetmekân III.Ahmed Hân’ın vefâtından sonra, şöyle bir rüya gördüm; Geniş bir sahrada orduyu hümâyûn kurulmuştu. Bir tepe üzerinde de sultanlara mahsûs bir çadır, çadırın etrâfında ise büyük bir kalabalık vardı. Kalabalıktan bir kişiye yaklaşıp, -Bu ordunun kumandanı kimdir?, diye sordum. O da, ..
HÜDHÜD KUŞU’NUN MARİFETİ Şeyh Muhammed Osman Siraceddin Hazretleri’nin sofisi Hacı Abdullah, mürşidinden naklen anlatır; Osman Siraceddin Hazretleri İran’da iken bir gün köye gider. O köyde Şeyh Hazretleri’nin sofileri bulunuyordu. Şeyh Hazretleri bir baktı ki, köyde bir tane çeşme var ve bunun bir yanında erkekler, bir yanında kadınlar, insanların etrafında da hayvanlar beklemektedir. ..
SON AMEL Mesut Demir Hocaefendi anlatıyor; İstanbul’daki Elmalı Barajı yakınındaki Şeyh Şamil Camii İmamı, her ikindi namazından sonra, oradaki cemaate bir Hadis kitabından hadisler okuyup okuduğu hadisin konusuna uygun kısa sohbetler yapıyordu. Yine bir gün yine ikindi namazı kılındı ve İmam Efendi, sohbete başladı. O arada bir adam arabasıyla camimin ..
MEVLİD’İN VELADET BAHSİNDE AYAĞA KALKMAYAN KADI Bursa’nın manevi dinamiklerinden olup Halvetî-Mısrî meşayihinden olan Ahmed Gazzî Efendi bir gün bir mevlid-i şerif merasimi tertip etmişti. Bu mevlid-i şerif merasimine zamanın Bursa Kadısı Mehmed Efendi de iştirak etmişti. Mevlid’i Şerif meclisinde hazır bulunan herkes, veladet yani doğum kısmı okunmaya başlayınca, Resulullah (s.a.v.)’e hürmeten ayağa ..
KÜFÜRBAZ EVLAT Adıyaman Menzil Köyü’nde Gavs-ı Sanî Seyyid Abdulbaki Hazretleri zamanında Cami hizmetlerine bakan Hacı Mesut anlatır; Bir gün Gavs-ı Sanî Hazretleri “Ya Rabbi ben pişmanım, bütün yapmış olduğum günahlardan….”, şeklinde başlayıp devam eden tövbe cümlelerini söylüyor, orada bulunan sofiler de, topluca bu cümleleri tekrar edip intisap ediyorlardı. Caminin içinde bir adam ..
GENÇ BİR İMAMIN BÜYÜK HİZMETİ Sabri Okur, Havadis-i Nuriye isimli kanalda, bir imam Efendi’den naklen anlatıyor; Hafız olan gençlerden birisi devletin imam kadrolarına atama yapması öncesinde, kendince elini açıp; “Ya Rabbi, benim tayinimi ihtiyaç olan bir yere sevk et!”, şeklinde samimi bir dua ediyor. Bu duadan sonra bir gün imamların tayin ..
MUSTAFA KEMAL’İN RÜYASI Molla Fatih Hatipoğlu anlatıyor; Muhammed Selim Hezani Hazretleri, “Hazret” lakabıyla bilinen Muhammed Diyauddin Hazretleri’nin halifesi idi. Şeyh Muhammed Selim Efendi, Diyarbakır’ın Silvan İlçesinin Hezan köyünden idi ve bazen mürşidi olan Muhammed Diyauddin Hazretleri’ni ziyarete giderdi. Muhammed Selim Hezani Efendi, yine bir defasında, Bitlis Nurşin’e mürşidi Muhammed Diyauddin Hazretleri’ni ..
CEHENNEMDEKİ ÇOCUKLAR Gavs-ı Kasrevî Seyyid Abdülhakim Hüseyni hazretlerinin sofilerinden olup, Gavs-ı Sanî Seyyid Abdulbaki Hazretleri zamanında vefat eden, Talat Cengiz adlı sofi anlatır; Talat Kurban diye de bilinen sofi bir gün acayip bir rüya görür. Rüyasında Cehennem’e götürürler ve Cehennemin katlarını, odalarını bir bir gezdirmeye başlarlar. Talat Kurban gezdiği yerleri dehşetle seyretmeye ..
BOY ABDESTİ VE SABAH EZANI Muzaffer OZAK hazretleri anlatıyor: “Gençliğe yeni adım attığım sıralarda idi.Yavuz Selim Camii’nin medresesinde okuyor ve kalıyordum. Sesim ve durumum müsait olduğu için sabah ezanlarını da ben okurdum. Bir gün ilk defa ihtilam oldum. Ben o vakit ihtilamın ne olduğunu da bilmiyordum. Yine rüyamda ezan okumak için minareye yöneldim. ..
KÖPEKLERİN OPERASYONU 12 Eylül Darbesi’nden sonraki yıllardır. Kurban derilerinin toplama hususunda tek yetkili kurum Türk Hava Kurumu’dur. Onun dışında deri toplayan yakalanırsa, devleti yıkmaya teşebbüs ve irticai faaliyet diye cezalandırılmaktadır. Bir Kurban Bayramı’nın ikinci günü, İsmail Çetin Hocaefendi, İsparta’daki evinde sabah namazının tesbihatını yaparken, dışarıda sesler duyar. Pencereden baktığında, birkaç adamın bir ..
SİNEK DEDİKLERİ… يَۤا اَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوا لَهُ اِنَّ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَنْ يَخْلُقُوا ذُبَابًا وَلَوِ اجْتَمَعُوا لَهُ وَاِنْ يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْئًا لاَ يَسْتَنْقِذُوهُ مِنْهُ ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ “Ey insanlar, size bir misal getirildi. Şimdi onu dinleyin: Sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın hepsi bir araya gelse de, aslâ bir sinek ..
ŞEYTANIN OYUNU Bir kere Abdülkâdir Geylânî hazretleri şöyle bir ses işitti: “Ey Abdülkâdir! Ben senin Rabbinim! Sana haramları mubah, serbest kıldım.” Bir rivâyete göre de; “Başkasına yasak olan şeyleri sana helâl kıldım.” diyordu. Bunun üzerine Abdülkâdir Geylânî hazretleri Eûzü çekti. “Kovulmuş şeytandan Allahü teâlâya sığınırım. Sus ey mel’ûn!” diye bağırdı. Bunun üzerine ..
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri’nin torunu, Yüksek Mimar ve Mühendis M.Sami Kirazoğlu anlatıyor; Mahmud Sami Bey, 1988 yılında Medine’de Cuma Camii’nin inşası işini yürütmektedir. İnşaatla ilgili malzemelerin deposundan sorumlu Ahmed adında Yemenli bir elemanı vardır. Bu elemanın Perşembe günleri işe gelmemeye başladığını fark eder. Mahmud Sami Bey onu bir gün çağırtır ve işe ..
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri’nin torunu, Yüksek Mimar ve Mühendis M.Sami Kirazoğlu anlatıyor; Mahmud Sami Bey Yüksek Mimar ve Mühendis olması hasebiyle, 1985-1986 yıllarında yıkılıp yeniden yapılan, Kuba Mescidi’nin inşasında, Şantiye Şefi olarak görev yapmaktadır. Bu büyük manevi mesuliyet ile, İdaresi altındaki şantiye işçi ve ustalarına abdestsiz çalışmamaları hususunda kesin talimat verir. ..
Seyda Muhammed Konyevî Hazretlerinin talebesi Ahmet Öz anlatıyor; Bir gün bir adam gelerek Muhammed Konyevî Hazretleri ile görüşmek istediğini bildirir. Ahmet Bey de, hangi konuda görüşeceğini sorar. O adam da, hususî bir mesele olduğunu söyler. Ahmet Bey adamı içeri Muhammed Konyevî Hazretlerinin huzuruna alır. Adam Seyda hazretlerinin huzuruna varıp “Bu ..
FELÇLİ KIZIN ŞİFASI Mahmut Sami Ramazanoğlu (k.s.)hazretleri kendisi anlatır: “Çocukluğumda kız kardeşim yürüyemiyordu. Yakınlarımız ; “Pozantı’ya yakın bir köyde Kaplanca Dede adlı bir zât var. Kızı ona götürün; inşâallâh onun vesîlesi ile Allah (c.c.) şifâ’ verir.” dediler. Ben, annem ve kız kardeşim o zâtın türbesine gittik. Geceyi orada geçirdik. Gece ..
ŞEYTANIN OYUNU Bir kere Abdülkâdir Geylânî hazretleri şöyle bir ses işitti: “Ey Abdülkâdir! Ben senin Rabbinim! Sana haramları mubah, serbest kıldım.” Bir rivâyete göre de; “Başkasına yasak olan şeyleri sana helâl kıldım.” diyordu. Bunun üzerine Abdülkâdir Geylânî hazretleri Eûzü çekti. “Kovulmuş şeytandan Allahü teâlâya sığınırım. Sus ey mel’ûn!” diye bağırdı. Bunun üzerine ..
Hüseyin Gülep Hocaefendi anlatıyor; İstanbul’da Tersane’de çalışan ve militan derecesinde komünist faaliyetleri olan, Üsküdarlı bir pehlivan varmış. Bu öyle bir militanmış ki, silahla dükkanları, işyerlerini basıp oralardan haraç toplayan biriymiş. Çalıştığı Tersanede Dökümhane kısmında çalışıyormuş. Aynı şekilde işyerinde de çok hızlı komünist faaliyetleri içindeymiş. Bir gün işyerindeki bu Dökümhane kısmına, ..
İbrahim Gürbüz Hocaefendi Mahmud (Ustaosmanoğlu) Efendi Hz.’den naklen anlatıyor; İsmailağa ihvanından olan bir Hanım Hoca, İstanbul’da Cennet Mahallesi denen bir yere sohbet etmeye gider. Orada yapılan sohbet konusu hanımların tesettürü ve çarşaf giymesi hakkında olur. Sohbet bitiminde bir hanım ağlayarak çarşaf giymeye karar verdiğini bildirir. Sohbeti yapan Hanım hoca da, ona ..
Dr. Ömer Demirbağ bizzat hayatında yaşadığı bir hatırayı anlatıyor; Ömer Bey gençliğinde düştüğü bir vesvese sebebiyle çok çetin ve zor zamanlar yaşar. Bu vesveseler sebebiyle adeta hayattan kopar ve ümitsiz bir şekilde bocalamaya başlar. Hatta, bu bocalamalar sırasında eline geçen İmam-ı Gazalî’nin eserlerini okumaya başlar. İmam-ı Gazali’nin eserleri ona ilaç gibi gelir. ..
HAYVANLARA ŞEFKAT Bediuzzaman Saîd Nursî Hazretleri Ümmmet-i Muhammed (S.a.v.)’e büyük bir şefkati bulunduğu gibi hayvanlara da şefkati ileri derecedeydi. Hayvanlar hakkında, “İnsanlar bu hayvanların sahibi değil, mutasarrıfıdırlar (kullanan)” diye buyuran Üstad Hazretleri’nin hayatından hayvanlara muameleye dair bazı tespitler; Eşekler hakkında; Eşeklere ‘Eşek’ kelimesinin kullanılmasını hoş karşılamıyormuş şöyle buyurmuş; –“Bunlara eşek ..
PİLAV DÜŞMANLARI Mecdüddin İsa Akhisarî Hazretleri, bir seyahati sırasında Kayseri’de bir kervansarayda konaklamışlardı. Kendisi ile beraber bazı dervişleri de vardı. O gün orada tüccarlardan da konaklayanlar vardı. O tüccarlardan biri, Mecdüddin İsa Hazretleri ve dervişlerini arkadaşına göstererek, “Pilav düşmanlarını görün!” diye kendi aralarında alay etmişti. O gece herkes yattıktan bir süre ..
Bir Hocaefendi, Bitlis’li Molla Kayser Bildik Hocaefendi’den naklen bir hatırasını anlatıyor; Kayser Hoca Ravda-i Mutahhara ziyareti için Medine’dedir. Bir gün Mescid-i Nebevi’nin dışında bulunan tuvaletlerin önünde küçük bir arbede olur. Orada dört adet polis bir genci yakalarlar. Yakaladıkları o genç adam ise gözyaşları içinde, kendisinin dilenci ve hırsız olmadığını söyleyerek polislere yalvarmakta, ..
EKLEM ROMATİZMASINDAN KURTULUŞ Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri’nin bir sofisi anlatıyor: “Eklem romatizması denilen, ayaklarımı, ellerimi, boynumu ve bütün vücudumu ağrıtan ve oynatmayan hastalıktan muzdariptim. Tedaviye rağmen yazı yazamıyor, boynumu oynatamıyor, yürüyemiyordum. Ömür boyunca hastalığımın devam edeceğini kanaat getirmiştim. Seyda Hazretlerini (Seyyid Muhammed Raşid Hz.) ziyaret ettiğim bir sırada yine ağrılarım dayanılmaz bir ..
KAİNATIN ANAHTARLARI Siirtli Hacı İdris anlatıyor; Hacı İdris, ilk mürşidi olan Gavs-ı Kasrevî Seyyid Abdulhakim Hüseynî Hazretleri’ne olan muhabbet ve sadakati çok fazla idi. Gavs Hazretleri 1971 yılında vefat etmiş yerine, oğlu Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri manen şeyh olarak vazifelendirilmişti. Fakat Hacı İdris Gavs Hazretlerine muhabbet ve bağlılığı devam ettiğinden, bir ..
SİİRTLİ HACI İDRİS’İN HATIRALARI Bu hatıralar “https://haciidrisanlatiyor.com/” sitesinden alınmış olup, serbest konuşma şeklinde kayıt altına alındığından, aslı yazı dilinden biraz uzak yapıdadır. Yazı diline uyarlanması ve mana düşüklüklerinin giderilip, kolay anlaşılabilmesi maksadıyla, bazı cümlelerde, parantez içinde (dedi,diye, dediler.. vs) şeklindeki kelimeler tarafımızdan eklenmiştir. Kendisinin bu kelimeleri kullanmadığını belirtmek için parantez içinde yazdık. Hatıralarda ..
SİİRTLİ HACI İDRİS’İN HATIRALARI Bu hatıralar “https://haciidrisanlatiyor.com/” sitesinden alınmış olup, serbest konuşma şeklinde kayıt altına alındığından, aslı yazı dilinden biraz uzak yapıdadır. Yazı diline uyarlanması ve mana düşüklüklerinin giderilip, kolay anlaşılabilmesi maksadıyla, bazı cümlelerde, parantez içinde (dedi,diye, dediler.. vs) şeklindeki kelimeler tarafımızdan eklenmiştir. Kendisinin bu kelimeleri kullanmadığını belirtmek için parantez içinde yazdık. Hatıralarda ..
SİİRTLİ HACI İDRİS’İN HATIRALARI Bu hatıralar “https://haciidrisanlatiyor.com/” sitesinden alınmış olup, serbest konuşma şeklinde kayıt altına alındığından, aslı yazı dilinden biraz uzak yapıdadır. Yazı diline uyarlanması ve mana düşüklüklerinin giderilip, kolay anlaşılabilmesi maksadıyla, bazı cümlelerde, parantez içinde (dedi,diye, dediler.. vs) şeklindeki kelimeler tarafımızdan eklenmiştir. Kendisinin bu kelimeleri kullanmadığını belirtmek için parantez içinde yazdık. * ..
BEDİÜZZAMANLA BEŞTAŞ OYUNU İlkönce Bediüzzaman Said Nursî (k.s.) hazretlerine ve daha sonra Seyyid Abdülhakim Hüseynî (k.s.) hazretlerine talebelik yapmış olan, Molla Hafız İbrahim KUTSAL Efendi’nin, Bediüzzaman hazretlerini ziyareti , talebeliği ve daha sonra Seyyid Abdülhakim Hüseyni hazretlerine talebe olması meselesini kendisinin ses kaydından naklen, Dr.Mustafa Bahadıroğlu anlatıyor: Molla Hafız İbrahim Efendi, genç ..
ARILARIN AHI Türkiye’nin batı illerinin bir köyünde bir adamı arı sokar. Normalde arı sokmasıyla, insana verdiği acı ve şişlikten başka pek de fazla bir şey olmaz ama, bu adam arı sokmasından sonra fenalaşır. Fenalaşınca bir araba ayarlayıp acilen hastaneye götürmek üzere yola çıkarlar. Fakat ilahi takdir gerçekleşir ve hastaneye yetişemeden yolda bu adam ..
FIRIN İŞÇİSİNİN AKSİLİĞİ Müderris Ahmed Asım Efendi, bir hatırasını şöyle anlatır: “Talebelik zamanında bizim medreseye en yakın fırından ekmek alırdım. Senelerce bu fırının müşterisi olmaya devam ettim. Bir sabah yine âdetim üzere ekmek almak maksadıyla bu fırına geldiğimde, fırında çalışan bir işçinin, bir haksızlığına maruz kaldım. Herkese ekmek veriyor, sıram gelip geçtiği halde bir ..
KABAĞA SOR! İsmet Garibullah Efendi (k.s.) (*), bir gün berberde traş oluyormuş. O esnada bir beyoğlu, işlemeli koşumlar koşulmuş doru atıyla çıkagelmiş. Beyoğlu içeri girince, orada bulunanların hepsi ayağa kalkıp selamlamışlar. İsmet Efendi ise gelen gidenle alakasız bir halde gözleri kapalı oturuyormış. Zengin ve kibirli o beyoğlu, bir dervişin karşısında pervasızca oturuşundan son ..
Ebü’l-Gays bin Ketîle isminde âlim bir kimsenin yolu bir gün, Seyyid Ahmed Bedevî hazretlerinin türbesinin bulunduğu beldeye düşmüştü. Oradaki insanların, Seyyid Ahmed Bedevî hazretlerine çok büyük ihtimâm, hürmet gösterdiklerini görünce; “Siz de fazla yapıyorsunuz. Ona lüzumundan fazla ihtimâm gösteriyorsunuz!” dedi. Orada bulunanlardan biri de; “Sen ne diyorsun. O çok büyük bir ..
İhramcızade İsmail Hakkı Efendi Hazretleri, irşad ve tebliğ vazifeleri yanında, cami, çeşme ve köprü inşası gibi hayır işlerinin yapılması, yaptırılması faaliyetlerini hayatı boyunca devam ettirmiştir. İçinde olduğu hayır işlerinden biri olan, Çaykurt’ta köprü yapılması işi sırasında, borçları sebebiyle iflas durumuna düşmüştü. Hatta, iflasından dolayı bütün mal varlığına haciz konmuştu. Öyle ki, ..
Emrullah Aktürk hocaefendi anlatıyor; Kur’an-ı Kerim eğitimi yapan hanım hocalardan biri, bir gün, yetmiş yaşlarında olan yaşlı bir nineye “Gel sana Kur’an okumasını öğretelim” diye teklifte bulunur. Yaşlı nine de, yaş yetmiş iş bitmiş hesabıyla, kendisinin bu yaştan sonra Kur’an öğrenmesinin çok zor olduğunu, kendisine yapılacak emeklerin boşa gideceğini ifade eder. ..
Kütahya’nın Gediz ilçesinde, bir gün bir cinayet işlenir. Cinayeti araştıran Jandarma tarafından, bir şahıstan şüphelenilir, fakat zanlıyı suçlayacak bir delil bulunamaz. Cinayet esnasında, öldürülen şahsın yanında eşeği de vardır. Eşeği bu hadiseye şahit olmuştur. Katil olduğundan şüphelenilen, ancak kesin delillere ulaşılamadığı için hakkında işlem yapılamayan A.D. isimli şahıs, cinayeti soruşturan jandarma astsubayı ..
Sofilerden biri, Anadolu’nun bir şehrinde yaşadıkları ibretlik bir hadiseyi şöyle anlatıyor; Sofi bir gün evinden çıkar ve sofilerin uğrak yeri olan bir esnafın dükkanına uğrar. Bu dükkan da, bir berber dükkanıdır. İçeri girer ve orada oturmakta olan sofilere selam verir. Onlar da selamını alırlar. Selamdan sonra, içeri giren sofinin ağzından gayri ihtiyari, ..
Hasan Başiş hoca, Ali Ulvi Kurucu Hocaefendi’den naklen anlatıyor; Yıl 1956 yılıdır. Konya’da yaşayan bir adam, Medine’ye hicret ederek orada hayatını sürdürmeye başlıyor. Aradan sekiz yıl geçiyor ve 1964 yılı geliyor. Aradan geçen bu sekiz yıldan sonra, kendi halini tefekkür ediyor. Manevi olarak, tam istediği gibi feyz alamadığını, huzur bulamadığını düşünüyor. ..
İbrahim Gürbüz Hoca, bir hafızlık eğitimi talebesinden naklen anlatıyor; İstanbul’da hafızlık eğitimi verilen bir medrese vardır. Bu medreseye bir çarşamba günü, yeni bir talebe gelir ve o gün derse başlar. Dersler yapılır ve o talebe de, o günkü dersini hocasına verip tamamlar. Taze filiz denebilecek yaşta olan bu talebe, hafızlık yolunda ..
Yazar Halit Ertuğrul ibretlik bir hatırasını anlatıyor; Yazar Halit Ertuğrul, bir konferans vesilesiyle bir Avrupa ülkesine davet edilir. Konferans icra edilir. Konferans bittikten sonra da, orada kitaplarını imzalatmak isteyen uzun bir kuyruk oluşur. Okuyucularına tek tek kitaplarını imzalarken, kuyrukta sıra, yanında anne ve babası ile gelmiş 12-13 yaşlarında bir kızcağıza gelir. O ..
Yazar Halit Ertuğrul, üniversitede hoca olarak vazifeli iken bir öğrencisi hakkındaki, ibretlik hatırasını anlatıyor; Zaman olarak, meşhur “28 Şubat” sürecinde, muhafazakar ve dindar insanlara yapılan baskı ve zulümlerin en hızlı devam ettiği günlerdir. Üniversitelerde başörtülü kız öğrencilere başörtülerine açmaları için zorlanmakta, açmayanları üniversiteden atmaktadırlar. Halit Hoca, böyle acıların yaşandığı bir zamanda, ..
Yazar Halit Ertuğrul, üniversitede hoca olarak vazifeli iken öğrencisi olan ve hayatını roman olarak yazdığı “Düzceli Mehmet” hakkındaki hatıralarını anlatıyor; Eğitim Fakültesinde, Psikolojik Danışmanlık bölümü yılın ilk dersi yapılmak üzere sınıfa girilir. Her okulda olduğu gibi bu ilk derste de tanışma ile başlar. Halit hoca adını tahtaya yazar. Onun adını okuyan bir ..
Bir müftü, başından geçen ibretlik bir hadiseyi anlatıyor: “Anadolu’da bir ilçede müftüydüm. Günlerden cumartesi. Kazâ’nın pazarı da o gün kurulur. Daireler kapalı… «Evde oturacağıma, müftülüğe gideyim.», dedim. Daireye vardım, bir çay demledim, camdan dışarı bakıyorum. Bahsettiğim pazar, müftülüğün biraz ilerisinde kurulur. Kimi almaya, kimi satmaya, herkes pazara geliyor. Kalabalık… Müftülüğün karşısında ..
İslam tarihine baktığımız zaman nice büyük alimler yetiştiğini görürüz. İlim tahsili sürecinde bir talebe, gecesini gündüzünü bu işe vererek, çok uzun yıllar boyunca çalışıp gayret etmesi gerekmekte ve bu yolda, nice sıkıntı, zahmet ve fedakarlıklara katlandıktan sonra ancak icazetli bir alim olabilmektedir. Fakat az da olsa bu zahmet ve sıkıntılara katlanmadan ..
Yıl 1974-1975 yıllarıdır. Kıbrıs barış harekâtından birkaç ay sonra, Kırşehir’li Allah dostu Mahsenli Ali Efendi’nin halifesi olan, Seyyid Muhammed Sıddîk Haşimî hazretlerinin, Yozgat Yerköy’de bulunan manifatura dükkânına, bir gün dört kişilik bir grup ziyarete gelir. Gelenlerden biri Yerköy’ün yerlisi olmayıp, yabancı biridir. Gelenler selamdan sonra, Muhammed Sıddîk hazretlerine, “Hocam, bu kardeşimiz Mahsenli ..
Hasan Basri Çantay hocaefendi kadınların tesettüre riayet etmeden açık kıyafetlerle gezmelerine son derece üzülüyor ve onlara , din gayretiyle celallenip öfke duyuyordu. Bu üzücü durum onun zihnini çok meşgul ediyor ve tedirgin ediyordu. Hocaefendi, bir gece rüya görür. Rüyasında Balıkesir’deki Yeşilli Cami’nin köşesinde Resulullah (s.a.v.) efendimizi görür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona Türkçe ..
KOMANDO ERİNİN ESRARENGİZ KURTULUŞU Yıl 1975 yılıdır. Günlerden bir gün, İstanbul Üsküdar’da, Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin türbesinin önüne, nur yüzlü, buğday tenli ve tıknaz boylu bir genç gelmişti. Orada bakınırken, türbenin yanındaki Azîz Mahmûd Hüdâyî Câmii’nin imamı olan Muharrem Efendi’ye rastladı. Genç, onu görünce merakla; –Efendim! Ben Azîz Mahmûd Hüdâyî’yi görmeye geldim! ..
TAŞA TESİR EDEN SOHBET Şeyh Muhammed Maşuk (k.s.) hazretleri, bir gün Diyarbakır’da ihvanlarıyla sohbet ederken, ona, Diyarbakır’ın bir köyünde Hazret (k.s.)’i (Muhammed Diyauddin) gören çok yaşlı bir zat olduğundan bahsederler. O da, gidip ziyaret edelim der ve beraberce o yaşlı zatın köyüne giderler. O köyde o yaşlı zatı bulup ziyaret ederler. ..
NAMUSSUZ MUHTARIN CEZASI Batman da yaşayan âlim ve evliyanın en büyüklerinden olan, Seyyid Kasım Zilanî Hazretleri (k.s.), bir gün, akşam namazında abdest almak için ibriğini istemiş ve sehpaya oturarak abdest almaya başlamış. Bir talebesi de ibriği tutup suyu döküyormuş. Abdestin sonuna doğru, suyu döken talebeye “sen bırak!” deyip, başka bir talebesine “Suyu sen ..
EDEPSİZ YOLCUYA ÇIKAN HEDİYE (!) Mahmud Es’ad Coşan hazretlerine, bir ahbabı tarafından anlatılan gerçek bir hadise; Bir gün, Konya’ya otobüsle turistik bir gezi tertiplenmiş. Konya’ya gitmişler Mevlânâ Müzesi’ni ziyaret etmişler, gezmişler, tozmuşlar filân… Ama otobüste bir kadın varmış terbiyesiz, muhalif, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin aleyhinde, tasavvufun aleyhinde, dinin aleyhinde… Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî için ..
ESMER MOLLA VE YAKIŞIKLI BERBER Merhum Şeyh İsmail Çetin (k.s) hazretlerinin gençliğinde bir gün yolu İzmir’e düşer. O sıralar henüz sakal bırakmamıştır. Sakal tıraşı olmak için bir berbere girer. Berber yakışıklı, tatlı yüzlü, temiz simalı birisidir. İsmail Efendi, bir kendi esmerliğine, bir de güzel yüzlü ve yakışıklı berberin yüzüne bakmış. Kendi kendine hayıflanmış ve ..
MAFYA BABALIĞINDAN DERVİŞLİĞE Bir sofi, başka bir sofiden duyduğu ibretlik hayat hikayesini naklen anlatıyor; Bir şehrimizde , sofilerin dergah olarak tabir ettiği sohbet evlerinden birine, bir gün, oradaki sofilerin tanımadıkları yabancı bir adam gelir. Yabancı adam, 50-55 yaşlarında olup, üzerinde eski bir ceket ve yamalı bir pantolon olan hırpani kılıklı bir kıyafet ..
BANDIRMALI TATLICI ALİ EFENDİ Bu yazımızda, Bandırma’nın manevi dinamiklerinden olup, 2008 yılında ahirete intikal etmiş olan, Tatlıcı Ali (Öztaylan) Efendi’nin güzel ahlakı, kemalâtı, tevazusu, günahkar olan insanlara olan şefkat ve merhameti ile sevenleri tarafından anlatılan bazı hatıra ve ibret verici hadiselerden bahsedeceğiz inşallah. Rumeli göçmenlerinden olan kendisi, 1913 yılı Üsküp (Makedonya) doğumlu ..
KABİLİYETSİZ TALEBENİN İLİM AŞKI Ahmet Tomor Hocaefendi anlatıyor; Arapça tahsili gördüğü zamanlarda, kendisinden yaşı biraz büyükçe bir talebe arkadaşı varmış. Bu arkadaş, iki sene önce orada tahsile başlayan bir talebeymiş. Arapça öğrenmeye karşı müthiş bir merak ve gayreti varmış. Hocasından, iki yıl boyunca “Emsile” (*) tabir edilen dersi okumuş. Zihin kabiliyeti ..
ALLAH RIZASI VE KUL RIZASI Dünya hayatında, insanın önüne, doğru-yanlış, karlı-zararlı, helal-haram gibi, sürekli tercih edilecek yollar ve istikametler ortaya çıkar. Hayat boyu da bu şekilde devam eder. Bu tercihlerde bazan öyle olur ki, yapayalnız, tek başına kaldığı zor durumlar ortaya çıkabilmektedir. Ahmet Tomor Hoca, kendisine bir şahıs tarafından, bizzat anlatılan ..
MEKKE’DE BULUNAN İNCİ GERDANLIK Hadîs ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimi olan Muhammed bin Abdülbâkî El-Ensârî hazretleri (Ebû Bekr el-Ensârî), kendisi şöyle anlatır: Mekke-i Mükerreme’de mücavir idim. Bir zaman aç kaldım. Açlığımı giderecek bir şey de bulamadım. Nihayet yerde ibrişim bir kese görüp aldım. Doğruca evime gittim ve o ibrişim keseyi açtım. ..
KUR’AN’A “MAHLUK” DİYENLERİN AKİBETİ Halîfe Mütevekkil Alellah, birgün yardımcıları ve devletin ileri gelenleriyle oturuyordu. Birdenbire gülmeğe başladı. Yüzüne hayretle bakanlara; -Niçin güldüğümü sormayacak mısınız?” dedi. Onlar da; “Allahü teâlâ seni sevindirsin. Niçin güldüğünüzü anlatır mısınız?” dediler. Vâsık ve İbni Dâvûd da orada idi. Halife Mütevekkil; -Kur’ân-ı kerîmin mahlûk olması(*) hakkında çok düşündüm. Bu ..
Hazreti Îsâ (a.s.), bir gün bir yahudi ile beraber yolculuğa çıkmıştı. Yanında üç tane çörek bulunuyordu. Çörekleri yahudiye vererek; “Bunları muhafaza et!” dedi. Yahudi, bir süre sonra Hazreti Îsâ (a.s.)’ın muhafaza etmesi için verdiği çöreğin birisini yedi. Hazreti Îsâ (a.s.); “Üçüncüsü nerede?” deyince, yahudi; “İki tane idi” diyerek, üçüncü çörek bulunduğunu inkar ..
İKİ OKKA KİRAZ Yavuz Sultan Selim Hân’ın türbedârı olan zât tarafından Muzaffer Ozak (k.s.) hazretlerine anlatılan bir hadise: Benden önce türbedar olan babam, bir gün evden üzgün ayrılmış. Çünkü bana hâmile olan annem ondan kiraz istemiş “Çok olsun, şöyle iki okka!” demiş…Babam kirazın turfanda olduğu, dolayısıyla da, az bulunduğu bir mevsimde, üstelik, ..
BERATINI ALDIN MI? Abdullah-ı Rûmî (Eşrefoğlu Rûmi) hazretleri, Ebülleys-i Semerkandî Hazretlerinden naklen anlatıyor: Bir târihte Bağdât’ta, zenginler hacca gidiyorlardı. Peygamber efendimizin aşkıyla yanan bir fakîr de, o sene hacca gitmeye niyet etti ve hac kâfilesiyle yola çıktı. Kâfile hareket etmeden önce, herkes eşi-dostu ile helâllaştı. Şehir dışına çıkıldığında, zenginlerden biri bir fakîrin ..
KÖYÜN ÇOBANINDAN ESİRGENEN ZEMZEM Seyyid Abdülhakim Hüseyni hazretlerinin sofilerinden olan, merhum Mehmet Yarbay’ın (Mehmet Ildırar) Bolu’daki Abant gölü yakınında karşılaştığı bir çobanın, bizzat yaşadığı ve kendisinin anlattığı bir hadisedir: Bu kişi fakir bir kimse olup köyde çobanlık yapmaktadır. Bir gün, çobanlık yaptığı aynı köyde oturan zengin bir kişi hac görevini ifa ettikten ..
KASIMPAŞALI ARNAVUT RIDVAN Mesut Demir Hocaefendi, anlatıyor; 1980’li yıllarda, İsmailağa Cemaati ihvanlarından olan Kemal Efendi namlı hoca, Kasımpaşa’da “Cami-i Kebir” olarak bilinen camiye imam olarak tayin edilir. Oraya tayin olduktan sonra o civarda oturmakta olan halktan, “Arnavut Rıdvan” namındaki bir kabadayı şahıstan yoğun şikayette bulunurlar. Halktan yanına gelen anne ve babalar çocuklarının ..
Sultan 2.Abdülhamid zamanında yaşamış olan, Medineli Şeyh Muhammed Sadaka’nın oğlu Şeyh Abdülaziz bizzat yaşadığı bir hadiseyi anlatıyor: “Ben Suriye’de talebe idim. O bölgenin zenginlerinden biri alemlere rahmet Hz.Muhammed (s.a.v) Efendimiz için mevlit okutuyordu. Mevlide biz de katıldık. Mevlitte Hz.Resulullah’ın (s.a.v) doğum anını anlatan kısım okunurken cemaat ayağa kalktı. O sırada ..
MANEVİ BARİYER Mesut Demir Hocaefendi, anlatıyor; Mahmud Efendi (Ustaosmanoğlu) Hazretleri bir gün sohbet ederken, okumayan, ilim tahsil edemeyenlerin, hiç olmazsa sadaka-i cariye olarak bir medrese açılmasına yardımda bulunmaları hususunda tavsiye ve nasihatlarda bulunmuş. Sohbette Bayburt’lu bir işadamı da varmış. O gün bir kaç arkadaşı ile arabaya doluşup sohbete gelmişler. Mahmud Efendi ..
BİR KALIP SABUN Şah-ı Hazne olarak bilinen Ahmed Haznevî hazretleri’nin (k.s.) sabun ticareti ile uğraşan bir sofisi vardı. Eşeğine sabunları yükler köy köy dolaşır sabunları satardı. O sofi, yine bir gün sabun yüklü eşeği ile çok coşkun akan bir dereyi geçmeye çalışıyordu. Dereyi geçtikleri sırada, eşeğin ayağı bir derin çukura girdi ..
MUSİBETLE GELEN TEVBE Mesut Demir Hocaefendi, anlatıyor; İstanbul Edirnekapı’da nalbur dükkanı olan bir ihvan kardeşi, bir yaz günü, dükkanının önünü süpürmekle meşgul iken, karşıdan daracık ve gayet açık saçık kıyafetlerle bir kızın geldiğini, onun peşinden de, ona ahlak dışı kelimelerle laf atıp sözle taciz eden, iki tane genç erkeğin geldiğini görür. İçinden ..
HARAMA BAKMAMANIN MÜTHİŞ NETİCESİ Mesut Demir Hocaefendi, anlatıyor; İsmailağa Cemaati’nin ilim derslerine devam etmekte olan bir talebe, bir gün fakirlik ve maddi sıkıntı sebebiyle dersleri bırakmak zorunda kalmış. Geçimini temin edebilmek için de bulduğu inşaat işlerinde çalışmaya başlamış. İstanbul’da yevmiyeli inşaat işlerinde çalışırken, inşaatta beraber çalıştığı arkadaşları, bir gün kendilerine gelen ..
Mesut Demir Hocaefendi, Abdullah Ustaosmanoğlu’ndan naklen anlatıyor; Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi Hazretleri’nin amcasının oğlu Abdullah Ustaosmanoğlu bir gün Mahmud Efendi hazretlerini ziyaret için İskenderpaşa Camii’ne gitmek üzere , Bayrampaşa’dan arabayla yola çıkmış. Henüz Bayrampaşa’dan çıkmadan yolda bakmış ikindi namazı vakti girince, şöföre ‘Çek şu camiye namazı kılalım’ demiş ve camiye girmişler. Namazlarını orada ..
06 Haziran 2002 tarihinde Üsküdar açıklarında meydana gelen elim bir deniz kazası neticesi, ömrünün en verimli çağlarında iken, 44 yaşında aramızdan ayrılan, Dr.Hasret Şahin’in yad edilmesi, unutulmaması ve gönüllerdeki hak ettiği yeri alması için onun örnek hayatını konu etmeye çalışacağız inşallah… Hasret Hanım, 1958 yılında Giresun’da dünyaya gelir. 1976 yılında Dicle Üniversitesi ..
Kanser Hastalıkları Uzmanı Dr.Hâluk Nurbaki, tedavi sürecine müdahil olduğu hastalardan biriyle ilgili yaşanmış ibret verici bir hadiseyi anlatıyor; Yıl, 1976 yılıdır. Göğüs kanserine yakalanmış olan, Serap adındaki genç bir hanım tedavi için hastaneye müracaat eder. Tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, çeşitli engeller çıkar ve bu imkana kavuşamaz. Yurt dışına ..
Bu yazımızda ; Hayatının değişik safhalarında , “Diyamandî Molla“,”Yanar Dede“, “Yanan Dede” gibi isimler yakıştırılan en çok da “Yaman Dede” olarak tanınan, nüfus kayıtlarında geçen adıyla Mehmet Abdülkadir Keçeoğlu’nun, son derece ibret verici olan hayat hikayesini anlatmaya ve tanıtmaya gayret edeceğiz inşallah. Yaman Dede, babası Kayseri Talas Rumlarından ..
Arapça’da “Hasan” ismi “حَسُنَ = Güzel oldu” fiilinden ve kökünden gelir. Bu hikayede, Prof.Dr.Ethem Cebecioğlu‘na, Nadir Bey isminde bir tanıdığı tarafından anlatılan, adını güzelden almış, kendisi de bütün güzellikleri ruhunda toplamış, 11-12 yaşlarında günahsız sabi bir çocuğun, yaşanmış ibret verici hayatı konu edilmektedir; Zaman, Peygamberimizin (s.a.v.) hayatını konu alan, Antony Quinn’in başrolü oynadığı ..
Prof.Dr.Nihat Hatiboğlu‘nun, Ankara’nın Çamlıdere ilçesinde bulunan Ali Semerkandî hazretlerinin türbesine, düzenli olarak yaptığı ziyaretlerinden birinde tanıştığı bir mezarcının, başından geçen ibretlik bir hadise: Çamlıdere’de otuz yıldır mezarcılık yapan o adam, beton ve mermerini yapmak üzere bir mezarı kazdığında , kocaman bir yılana rastlıyor. Bu yılanın, mezarın tahtaları arasından girmeye çalışırken sıkışıp kaldığını ve ..
BAKKALDAN ALINAN İÇKİ ŞİŞELERİ Mehmet Yarbay olarak bilinen Mehmet ILDIRAR’ın sohbet kaydında, H.A. isimli bir sofi, bizzat kendisinin yaşadığı hadiseyi anlatıyor: Bu sofi memleketi olan Antep’ten çalışmak üzere 1969 yılında Almanya’ya gider. Daha önce içki kullanma alışkanlığı olmamasına rağmen, orada tanıdığı arkadaş çevresi vasıtasıyla tam bir içki müptelası olur. Bir ..
Dr.Ahmet Çağıl Kayseri’li bir sofi’den naklen anlatıyor: Bu sofi, İstanbul’da Yedikule’de bir öğrenci yurdunda kalırken sohbetlere katılmak üzere yakındaki bir sohbet evine devam ediyormuş. Bu sohbet evine gittiği bir gün oraya birini getirmişler. Gelen adam, serseri , perişan kılıklı, üstü başı, saçları,tırnakları, kir ve pislik içinde, yüzüne bile bakılamayacak derecede, karanlık yüzlü ..
Gavs Seyyid Abdülhakim Hüseynî hazretlerinin talebesi olan, onun vefatıyla, Muhammed Raşid Hazretlerinin, onun vefatı üzerine de Gavs-ı Sanî Hazretlerin talebesi iken, 2013 yılında vefat eden merhum Dr. Ahmet Çağıl, bir sofiden naklen anlatıyor; Mesleği avukat olan bu sofi, bir gün Almanya’da oturan kayınpederini ziyarete gitmiş. Ziyaret sırasında Kayınpederi, kendisinin ortağı olan birinin ..
Yıl 1999 yılıdır. İzmir’den Süleyman isimli bir hoca görevli olarak annesiyle birlikte hacca gider. Medine’de Ravza-i Mutahhara’yı ziyarette bulundukları bir akşam ziyaret çıkışında o kalabalık içinde aniden kavgaya benzer bir karışıklık çıktığını görür. Merakla gidip baktığında uzun boylu sarışın bir gencin başına görevliler toplanmış, bir doktor tarafından tıbbi müdahale yapıldığını, fakat müdahaleye ..
Devir, Çanakkale Savaşları devam ettiği bir zamandır. Bu savaştaki vazifeliler içinde, Yarbay Hasan Bey isminde bir subay vardır. Yarbay Hasan Bey komutasındaki 17. piyade alayı Eceabat üzerinden geçip Havuzlar mevkiinde konaklamayı plânlamıştır.. Yorgun bir şekilde Kilitbahir’e gelinir. Kalbi engin bir şefkat ve merhametle dolu olan Yarbay Hasan Bey, bir gün Kilitbahir köyünden geçerken yaralı bir ..
Muzaffer Ozak Efendi Hazretleri, vaktiyle Londra’da diplomat olarak vazîfe yapmış olan Enis Akaygen Bey’in şâhid olduğu ibretlik bir hâdiseyi ondan naklen anlatıyor: Merhûm Enis Akaygen Bey, Londra’da diplomat olarak vazîfe yaptığı günlerde, bir gün hem ibâdet hem de yeni gelen müslümanları ziyâret maksadıyla, orada bulunan müslümanların toplandıkları ve ibâdet ettikleri yani bir ..
BİR TAŞIN ESRARENGİZ YOLCULUĞU Vaktiyle Trabzon’da bir tüccar varmış. Bu adam parayı çok sever, paracıklarına hiç kıyamaz, ne kendi yer, ne de başkasına yedirir, paraları habire istifler dururmuş. Bir gece rüyâsında ona demişler ki “Topladığın paraları yiyemeyeceksin, onları İskenderiye’de Hacı Mehmed Efendi nâmında birisi yiyecek”. Adam sabah kalkmış, canı bu rüyâya çok ..
AŞIKLAR ÖLMEZ! Muzaffer Ozak Efendi (k.s.) hazretleri anlatıyor; Şehzâdebaşındaki Ferah Tiyatrosunun arkasındaki konakta, Viyana Sefîri Gâlip Paşa‘nın kerîme-i muhteremesi Güzin Hanımefendi’nin dadısı “Tarîkat-i Aliyye-i Kâdiriyye”den siyâhî ve âşıka bir hâtûn olan Zeynep Hanım vardı. Zeynep Hanım, vaktiyle köle olarak getirilmiş, Gâlip Paşa tarafından satın alınmış ve yıllarca konakta hizmet etmişti. Güzin Hanım dünyaya ..
Muzaffer Ozak Efendi (k.s.) hazretleri anlatıyor; Yirmi üç yıl kadar önce Süleymâniye semtinde oturuyor ve Vezneciler Câmi-i şerîfinde de imâmlık yapıyordum. Birgün, akşam namazını kıldırıp eve geldim. Yemekten sonra, yatsı namazına gitmek için evden çıkınca ezân-ı Muhammedî okunmağa başlamıştı. Evimle, vazîfe gördüğüm câmi-i şerîfin arası hayli uzaktı. Namaza ve cemaate yetişebilmek ..
Muzaffer Ozak (k.s.) Hazretlerinin bir hocasının ağlayarak anlattığı hâtırası: Gençliğimde, bir ramazan ayında, köylü kardeşlerimi irşâd niyetiyle Manastır Vilâyeti’nin Ohri kasabasına cerre (*) gitmiştim. Câmideki derslerimde “Bismillahirrahmânirrahîm” kelime-i tayyibesinin fazîletinden, ehemmiyyetinden, esrâr ve havâssından bahsediyordum. Besmele hakkındaki derslerim üç gün sürmüştü. O dersler bittikten sonra bir gün bir Arnavut köylüsü ..
Sabah namazı vakti… Cemal Hoca, minarede ezanı okuyup camiden içeri adımını atarken her zamanki gibi cemaatinin kaç kişi olduğunu biliyor. Üç beş ihtiyardan başka kimse gelmez sabah namazına… Fakat o da ne öyle?.. Camide hem de en ön safta bir garip kimse oturmaktadır… Tanımadığı bir kimsedir bu. Ama biraz garibine gider… Sonra tüyleri ..
FİLAN MEVZİLERİ DE BOMBALA 1974 Kıbrıs harekâtından sonra Van’ın Hoşab (Güzelsu) kazâsına âilesi ile birlikte bir hava binbaşısı gelip Seyyid Abdurrahmân Arvâsî hazretlerinin kabrini sordu. Kabrin bulunduğu yere varıp, orada bir koç kesip fakirlere, şeker alıp çocuklara dağıttı. Kendisine bu yaptıklarının ve ziyâretinin sebebi sorulunca, şöyle anlattı: Kıbrıs harekâtı sırasında adanın üzerinde ..
KIRK ALTINIM VAR Bir gün Abdülkâdir Geylânî hazretlerine; “Bu işe başladığınızda, bu yola adım attığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?” diye sordular. Buyurdu ki: “Temeli sıdk ve doğruluk üzerine attım. Aslâ yalan söylemedim. Yalanı kâğıda bile yazmadım ve hiç yalan düşünmedim. İçim ile dışımı ..
AŞK ŞARABI Molla Ahmed Cezeri Hazretleri Medresede talebe iken bir cuma günü hastalanır ve bir medrese odasında hasta yatar. O gün diğer talebeler kıra çıkarlar o ise yalnız başına odasında yatmaktadır. Rüyasında Peygamber Efendimizi (a.s) etrafında büyük bir kalabalık toplanmış olarak görür. Geriden seyre dalar. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) elindeki kaptan bir bardağa içecek ..